Evinin Önünde Durmak Suç mu?
30 Nisan 2026, Perşembe 18:07
“Benim inancımda dua edilirken ilk başta dağa, taşa, kurda, kuşa, suya, toprağa ver; sonra kalırsa bana ver.” denir.
Bu cümle bir ölçü koyar.
İnsanın kendinden önce neyi göreceğini, neyi koruyacağını anlatır.
Çünkü kendinden büyük bir şeyin farkında olmak, insanı insan yapan şeydir.
O farkındalık kaybolduğunda yalnızca ağaçlar kesilmez; içimizdeki ölçü de eksilir.
Bu ülkede hâlâ o ölçüyü taşıyan insanlar var.
İkizköy’deki Esra Işık da onlardan biri.
Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerine yönelik acele kamulaştırma sürecini protesto ederken gözaltına alındı. Ertesi gün tutuklandı. Savunmasında suç kastı olmadığını ifade etti, “Araç keşif heyeti olduğunu bilmiyordum, şirket yetkilileri sandım” dedi. İlk duruşmasına kelepçeli getirildi ve mahkeme tutukluluğunun devamına karar verdi. Esra Işık, tutuklu olarak yargılanmaya devam ediyor. Hukukun üstünlüğüne olan inancımız, bu sürecin adil bir şekilde sonuçlanacağını umut etmemizi sağlıyor.
Onun hikâyesi yalnızca ona ait değil.
Çünkü toprağını koruyan her insan, aynı soruyla yüz yüze geliyor:
Biz neyi öncelik olarak koyuyoruz?
Bu soru Akbelen’de soruldu.
Karadeniz kıyılarında soruldu.
Zeytinliklerin önünde soruldu.
Ve her seferinde verilen cevap, neye inandığımızı da gösterdi.
Geri dönelim o cümleye.
“Kalırsa bana ver” diyordu.
Mesele sadece ağaç değil, sadece toprak değil.
Mesele, o ilk cümlede saklı olan ölçüyü koruyup koruyamadığımızdır.
Çünkü onlar kaybederse-
hepimiz kaybederiz.
Sadece bir yeri değil,
inandığımız o ölçüyü de!!!


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum