TÜRKİYE'NİN KURULUŞ SÜRECİNİ UNUTMAYALIM
27 Mart 2026, Cuma 14:46
Türk Devrimi İslam dünyasının ilk Aydınlanma ve Modernite Devrimi’dir! Gecikmiş bir burjuva devrimidir. Tarihsel anlamda hiç şüphesiz ilericidir. Türk Devrimi’nin kökleri 200 yüzyıl önce başlayan Osmanlı-Türk Modernleşmesi’ne kadar gitmektedir! 1923’de ilan edilen Cumhuriyet modernleşme sürecin zirvesi ve elbette kurucu eşiğidir. Türk Devrimi ,1908 2. Meşrûtiyet’ten,31 Mart 1909 vakası’na Kurtuluş Savaşı’n dan ve 1923Cumhuriyet Devrimi’ne uzanan uzun bir tarihsel yürüyüştür. 1908 2. Meşrûtiyet,Abdülhamid otokrasisine karşı, anayasal yönetimin yeniden kurulması ile sonuçlanan bir başkaldırı eylemiydi.2.Meşrutiyet, (1908) Türk Devrimi’nin ilk büyük sıçramasıdır. Devlet hanedanın değil,siyasal topluluğun ortak iradesinin örgütlenişidir.Her devrim karşı-devrimide doğurur. 31 Mart Vakası(31 Mart 1325 eski takvim/ 13 Nisan 1909 yeni takvim)tam bu yüzden Türk siyasi tarihinin dönüm noktalarından biridir. 2.Meşrutiyet’in hemen ardından İstanbul’da patlayan bu ayaklanma, Meşrutiyet, karşıtı dini- gerici bir kalkışmaydı. Selanik’ten İstanbul’a gelen Harekat Ordusu tarafından bastırılmıştır. 1908 Meşrutiyet ise 31 Mart o Meşrutiyet’in geri alınmak istenmesinin eylemidir. 1908,anayasal bir devrimse, 31 Mart (1909) ona “karşı-devrimci” bir yanıttır. (Meşrutiyet’i yıkıp, istibdatı geri getirme kalkışması) 1908’de başlayan süreç, İmparatorluğun batması ve savaşlar nedeniyle kesintiye uğradı ama kopmadı. Tam tersine Milli Mücadele, egemenliğin, hanedandan millete doğru kaydığı sürecin yeni aşaması oldu. Osmanlı düzeni çökerken Ankara’da kurulan yeni siyasal merkez Meşrutiyet’ini saraydan değil milletten almaya başladı! Aslında “Kurtuluş” ile “Kuruluş” iç içedir!Saltanatın tasfiyesi ardından 1923 Cumhuriyet’in ilanı, 3Mart 1924’de hilafetin kaldırılması, bu tarihsel hattın rejim düzeyinde büyük sonuçlarıdır. Kurtuluş savaşı sadece bir bağımsızlık savaşı değildir. O savaş kim adına ve hangi siyasal ilkeye dayanılarak yönetileceğin yanıtıdır. Bu nedenle 1919-1923 dönemi, Türk Devrimi’nin ikinci büyük atılımıdır. Mesele anayasal monarşiyi ve teokrasiyi aşmış, onu tasfiye etmiş, ulusal egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurma düzeyine sıçramıştır. 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edildi ve yeni bir devlet kuruldu. Rejim değişikliğinden sonra sıra toplumu dönüştürmeye gelmişti. Hilafetin tasfiyesi,medeni kanun yani hukuk devrimi,eğitimim birleştirilmesi, harf devrimi,laiklik yönünde düzenlemeler,kadınların kamusal yaşama katılması,3 bin yıldır bu topraklarda süren kulluktan (Hitit, Bizans,Selçuklular, Osmanlı)yurttaşlığa geçişin araçlarıydı. Türk Devrimi, güçlü bir sanayi burjuva sınıfın yokluğundan dolayı (Devrim’e sivil-asker aydınlar ve eşraf yani Küçük Burjuvazi’nin radikal kanadı önderlik etti) 1688 İngiliz,1776 Amerikan ve 1789 Fransız Devrimi kadar radikal olamadı. Feodalizm tam anlamıyla tasfiye edilemedi, devrim tamamlanamadı ve yarım kaldı. Türk Devrimi’ni tepeden inmecilikle ve diktatörlükle suçlamak tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz. Kaldı ki, öyle olsa bile egemenliğin halka geçmesini sağlayan “Demokratik bir Diktatörlüktür” onların ki! Türk Devrimi’nin ilerici atılımları ,1946 yılında başlayan “soğuk savaş” döneminde uygulanan “yeşil kuşak politikalar” ile durduruldu. Köy Enstitüleri’nin kapatılması, Toprak Reformu’nun durdurması ve erken Cumhuriyet döneminde yeraltına çekilen tarikat ve cemaatların tekrar yeryüzüne çıkması,İmam-Hatip Okulları’nın açılması ve dinin siyasallaştırılması “karşı-devrimci” sürecin başladığının ve Türk Devrimi’nin kesintiye uğradığının göstergeleridir. Siyasal İslam’ın temelleri bu dönemde atıldı. Siyasal İslam, emperyalizmin “soğuk savaş” döneminin bir imalatıdır! (Siyasal İslam’ın Cumhuriyet’e yaklaşımları onun reddiyesi üzerindir.) Bu karşı-devrimci süreç 12 Mart Muhtırası(1971) ile 27 Mayıs Anayasası’nın (1961) özgürlükçü yönlerini budamasına ve 12 Eylül 12 Askeri Darbesi ile de tamamen yok edilmesine doğru evrildi! Öte yanadan, 12 Mart Muhtırası ve 12 Eylül Askeri Cuntası tam anlamıyla bir “Solkırım” dı. 12Eylül 1982 Anayası ile devletin resmi ideolojisi “Türk -İslam Sentezi “ oldu. Emperyalizm, temellerini “soğuk savaş” döneminde attığı siyasal islamcılar bu dönemde palazlandılar ve güçlendiler. 2002’nin 3 Kasım’ında da “karşı-devrimci” siyasal islamcılar iktidar oldular. Çeyrek yüzyıla yaklaşan iktidarları döneminde siyasal islamcılar başta laiklik olmak üzere 1923 laik Cumhuriyet’nin tüm kazanımlarını tasfiye ettiler. Teokratik, totaliter bir Cumhuriyet kurma yolunda epey mesafe aldılar. Devrim saltanatın, hilafetin kaldırılması ve Cumhuriyet’in kurulması ile tarihsel olarak bitmedi! Bugün devrim, yitirdiği kazanımlarını yeniden tesis edene ve halk egemenliğinin gerçek anlamda yerleşinceye , laikliğin sadece hukuki değil toplumsal olarak kökleşinceye, hukukun üstünlüğünün istisnasız olarak işleyinceye, yurttaşın korkmadığı kamusal bir alanın kuruluncaya ve eşitliğin gündelik hayatta somutlaşması sağlanana kadar sürecektir. Türk Devrimi 1908’de Meşruiyet’le başladı. 31 Mart 1909’da karşı-devrimle yüzleşti. Milli Mücadele’de siyasal öznesini yeniden kurdu.1923’de devlet biçimine kavuştu. Türk Devimi;son çeyrek yüzyılda, siyasal islamcıların iktidarın da tüm kazanımlarını kaybetti. Yarım kalan ve tamamlanamayan Türk Devrimi’ni tamamlanması, Türkiye’nin teokratik-totaliter bir Cumhuriyet’e dönüşmemesi için; laik,sosyal, demokratik ve ekolojik yeni bir Cumhuriyet inşa etmek için, Türk Devrimi tüm handikaplara rağmen sürüyor, sürecek!Türk Devrimlerinin amacı eşit, özgür,laik yurttaş ve Çağdaş bir toplum yaratmaktır.
İşte bu sbepten dolayı kuruluş amaç ve felfesini unutmadan Cumhuriyete aykırı olan akımlarla mücadele etmek esastır.

Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum