Kırklareli
23 Şubat, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    30.71
  • EURO
    32.91
  • ALTIN
    1967.5
  • BIST
    8994
  • BTC
    49397.326$

LAİKLİK ÖZGÜRLÜKTÜR.. BİRLİKTE  SAVUNALIM

22 Şubat 2026, Pazar 15:35


       Anayasa  mahkemesince ‘’LAİKLİK KARŞITI HAREKETLERİN ODAK NOKTASI OLDUĞU’’ tescil edilen, siyasal islamcı AKP iktidarı, son zamanlarda, Laiklik ilkesine ve laik yaşam tarzına  doğrudan saldıran davranışlar ve uygulamalarına hız verdi. Saray rejimi, bir yandan, parti devleti haline getirdiği bürokrasi aracılığı ile, bir yandan, maddi, manevi ve kurumsal olarak destekleyip koruduğu, bürokrasiye yerleştirdiği, emperyalizmin ileri karakolları durumundaki CEMAAT/tarikat militanlarının azgın saldırılarıyla, Türkiye’ de dinci monarşik bir rejimi yerleştirmeye  çalışıyor.
         Ana okulundan üniversiteye kadar, her kademedeki okullar ve  eğitim öğretim  işleri, açıkça, Cumhuriyet  düşmanı, gericiliğin sembolleri tarikatlara teslim edildi. Ramazan bahanesiyle  kurumlara  gönderilen genelge,  tam bir  şeriat propagandasıdır. Küçücük  beyinlere, hurafe ve korku salan, pedegoji dışı garabettir. Zorla, çocuklar, din diye,  Arap kültür emperyalizminin kalıplarına  sokuluyor. Her veli, bu bilim dışı uygulamaya karşı çıkmalıdır. Devlet kurumları, tarikat, cemaat, ve ırkçı yapılar tarafından paylaşılmış durumda. Bu yapılar, sokakta, mahkeme koridorlarında, devlet kurumlarında, açıkça, ‘kahrolsun laiklik, yaşasın şeriat’  diye slogan atıp meydan okuyorlar. Toplumsal yaşama müdahale ediyorlar. Hangi konserin  veya tiyatronun, hangi sinema ve  konferansın yapılıp yapılmayacağına, cemaatlerin isteği doğrultusunda, idare ve adli makamlar öyle kararlar veriyor. Bu gerici yobaz  azgın azınlık, kimi ve ya hangi kurumu, yapıyı hedef  gösterirse, hakkında işlemler yapılıyor. Anayasada, ‘Türkiye laik, Demokratik, sosyal hukuk devletidir’ denmesine rağmen, siyasal islamın temsilcisi ve proje partisi olan AKP yüzünden, Laikliği savunmak, yasak, Şeriatçılığı savunmak artık serbest olmuştur.
        Siyasal islamcılar, toplumda, samimi inanan insanları aldatarak, eğitilmemiş kesimleri kullanarak, ‘Laiklik dinsizliktir’ yalanı ve iftiraları atarak, toplumsal taban yaratmaya  çalışıyorlar. Aslında bu proje, başta ABD olmak üzere, emperyalizmin, islam ülkelerinde  demokrasiyi ve bağımsızlık düşüncesini yok ederek,  sömürmesi için uydurduğu bir yalandan ibarettir. Siyasal islamci  iktidar ve  cemaatler de, bu projenin uygulayıcılarıdır. Çünkü, siyasal islamcı cemeatler ve iktidarlar, yaptıkları her türlü, soygun, talan, rüşvet ve ahlaksızlığı, sahtekarca din maskesiyle kapatıp, halkın aç ve yoksulluğunun sebebini, tepkisini, başka  alalara, muhalefete, yada yarattıkları hayalı düşmanlara  yöneltmek istiyorlar. İslam ülkelerinde, halklarına,  şükretmeyi, bir lokma bir hırka  masalını  anlatan, iktidar muktedirlerine ve cemaat/tarikat  şeflerine bakınız, hepsi lüks yaşam içindeler. Toplumları yoksulluk ve perişanlık içindeler. Dini ve samimi din inancını kullanarak, zenginliklerine  zenginlik katıyorlar. 
         Din  sosyolojik bir olaydır. Her toplumda farklı inançlar olmuştur. İnanç, kişi ile  inandığı varlık/ilah arasındaki bağdır/duygudur. Bu inanç, ne zaman ki, egemenlerce, siyasi ve ticari çıkar ve nüfuz olarak kullanılmaya başladıysa, din, kutsallığını ve saf inanç yapısını kaybetmiş, siyasi sömürü aracı haline getirilmiştir. Türkiye’de ve islam ülkelerindeki ‘Siyasal İslamcıların’ yaptığı budur. Avrupa’da,  Kilisenin yaptığı da, böyleydi. Ancak, Avrupa’da, Reform ve Rönesans aydınlanması yaşandığı için, din işleri ile devlet işleri ayrıldı. Sonrasında, toplum, papanın/ papazların fetvalarıyla değil, aklın ve bilimin ışığında yürüyerek kalkındı. Ne yazık ki, İslam dünyasında, böyle bir reform ve rönesans yaşanamadığı için, İslam ülkeleri, akıl ve bilim yerine, dogmatik kalıplarda geri kalmaya ve  emperyalizme  hizmete devam ediyorlar.
            Laiklik, dincilerin dediği gibi, din inanca düşmanlık değil, dinin ve inancın özgürleşmesidir. Devlet ve toplum alanında, aklın özgürleşmesi, insanın özgürleşmesi, özgür birey olmasıdır. Bilimin ışığında yol alınmasıdır.  Devlet, soyut bir kavramdır, insan değildir. Bu yüzden, devletin dini olmaz, insanın dini, inancı olur. Devleti yönetenler, kişilerin inancına ve inanmayışına, saygı duyarsa, zorlama ve ayrım yapmazsa, o zaman, devlet laik devlet olur. Demokrasi ve hukuk olur. Din çatışması değil, inançlara saygı olur. Ülkemizdeki ve diğer İslam ülkelerindeki siyasal İslamcılar, kendileri, birer sömürü projeleri oldukları için, halkın, ümmet/ kul olarak kalmasını, kendilerine ilahi vasıflar ekleyerek, saltanat  sürmeyi istedikleri için, Laikliğe ve Demokrasiye karşı oldukları için şeriat istiyorlar. 
          Laiklik, özgür insan olmaktır. Akıl ve bilim yolunda yürümektir. Medeniyettir. LAİKLİĞİ HEP BİRLİKTE SAVUNMALIYIZ ASLA TESLİMİYET YOK. 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum