Kırklareli
08 Ocak, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    30.71
  • EURO
    32.91
  • ALTIN
    1967.5
  • BIST
    8994
  • BTC
    49397.326$

KIYMETİNİ  BİLMEK..!(2)

07 Ocak 2026, Çarşamba 11:35

 

   Kıymetini bilmemiz gereken en önemli üçüncü husus,ananın,babanın kıymetidir.Çünkü bizim dünyaya geliş sebebimiz,varoluşumuz onlardır.İster isteyerek,ister istem dışı dünyaya gelelim bize bu yaşama gözlerimizi açtıran,dünya nimetlerinden faydalanmamıza vesile olan  ebeveynlerimizin kıymetini ne kadar biliyoruz?..Bize can veren,kan veren;gerekirse canını verecek kadar seven bu insanlara bizi dünyaya getirdikleri için hiç teşekkür ettik mi?Siz olmasaydınız bu güzelim dünyayı göremeyecektim,sevip sevilemeyecektim  hiç diyebildik  mi? Kaçımız bu duygu durumu yaşadı veya aklından geçirdi.Maalesef  bu soruların yanıtlarını çoğumuz veremeyiz.Çünkü  nedense bunları düşünecek kadar ince ruhlu olamıyoruz.Ama onlar bize,”İyi ki senin gibi bir evlat doğurdum”diyebiliyorlar.Biz çocuklar ise onların kıymetini ancak onlar gibi ana baba olduktan sonra idrak ediyoruz.Veya  onlar bu dünyadan göçüp gittikten,yokluklarını hissettikten sonra anlayabiliyoruz.İş işten geçtikten sonra kıymetini anlasak neye yarar ki...Halbuki onlar bizden böyle duygusal şeyler  beklemezler.Tek dilekleri bizlerin sağlıklı,mutlu ve düzenli bir hayata kavuşmamız; toplum nezdinde saygın,faydalı  bir birey olmamızdır.Bizlerin başarıları onları mutlu ve bahtiyar eder,başarısızlıklarımız,problemlerimiz mutsuz ve huzursuz eder.”Sevinçler paylaşınca artar,üzüntüler paylaşınca azılır”diyorlar.Onlar her daim yanımızda olmak isterler ama biz ne yapıyoruz?Herkes için demiyorum ama sevincimizi paylaşırken  onlarla pek  paylaşmak istemiyoruz.Üzüntümüzü,çözemeyeceğimiz problemlerimiz  olduğu zaman  ise eğer hayattaysalar hemen kapılarına dayanıyor:”Aman anacığım,babacığım ne olur bana yardım edin!Ben çok çaresizim,ben bittim!”diye yalvarmaya başlıyoruz.Onlar  kılı kırk yararak,varını yoğunu ortaya koyarak zorda kalan evladının imdadına koşarlar.Biz ise ne yapıyoruz,işimiz oluncaya kadar “anacığım,babacığım!”olduktan sonra telefon açıp hal hatır sormak bile bize külfet gelmeye başlıyor.Kızdığımız ağzımıza geleni söylemekten geri durmaz,üzüleceklermiş,kırılacaklarmış hiç düşünmez bütün öfkemizi onlardan almaya çalışırız.Çünkü biliyoruz ki onlardan bize bir zarar gelmez.Onlar her şeyi sineye çekebilirler,  biz ne yapsak  bizi affederler diye onlara yapmadığımız saygısızlıklar,haksızlıklar kalmıyor.Bazen öyle anlar gelir ki saygısızlığın dozunu kaçırıp,”Madem ki bakamayacaktınız, niye beni dünyaya getirdiniz?”diye  hesap soranlarımız bile oluyor.Yaşadığımız toplumda çevremizde ebeveynlerini hiç olmayacak sebeplerden bahaneler uydurarak bakmayanlarını,kapısını dahi açmayanları  zaman zaman duyuyoruz.Çok nadir de olsa anaya,babaya  şiddet uygulayanların olduğu bir dünyada bir kıymet bilirsizlik aldı başını gidiyor.Unutmayalım ki bu dünya etme bulma dünyası...Ne yaparsan karşılığını kat ve kat görürsün.İyilik yaparsan iyiliği  iyi insanlar muhakkak anlar.Kötülük  yaparsan onu kimse asla  unutmaz ve aradan yıllar geçse de hafızalardan bir türlü silinmez.Ebeveynlerimiz,  bizim içinde yaşadığımız toplum nazarında saygınlığımızın yansımasıdır,yani aynasıdır.Onlara gereken saygıyı gösterir kıymetlerini bilirsek birgün gelir aynı saygıyı,kıymeti biz de görürüz.Geçmişimizde temiz bir iz bırakmışsak geleceğimiz de onun yüzüsuyu hürmetine güzel gidecektir.Onlar zaten  bizlerden fazla bir şey istemezler.Tek arzuları  bizim sağlık ve mutluluğumuz...Bir de  onların birer parçası olduğumuzu unutmamamız  ve  aidiyet duygumuzu hiç yitirmememiz...Öldüklerinde vicdanımızı rahatlatmak için  şaşalı mermer mezarlar;yedisi,kırkı,senesi  gibi dini anmalar yapmak yerine onlar sağken, bizim için değerli olduklarını hissettirmemiz ,üzerlerinden sevgimizi saygımızı hiç eksitmememiz gerektiğini akıldan çıkarmayalım.

   Gelelim son değer verdiğimiz ailemize,eşimize,dostumuza.Aile,toplumun en küçük bir birimi ve onun temel taşıdır.Bireyin duygusal gelişimi,eğitim,kültürel değerler kazanma,sağlıklı zeka gelişimini sürdürme;sosyal ve ekonomik  temel gereksinmelerinin karşılandığı  bir yapıdır.Karı,koca,anne,baba ve çocuklardan  oluşan bu sosyal yapı ne kadar sağlam temellere oturtulursa  o aile o denli güçlü olur. Aile bireyleri birbirlerine  karşı aidiyet duygularıyla  bağlı,karşılıklı anlayış, iyi niyet,güven içinde olurlar,sevgi ve saygı da eksik olmazsa  o aileyi dışardan  hiçbir güç sarsamaz.Temelleri sağlam atılmış ailelerden meydana gelen toplumlar da  o denli güçlü ve yıkılmaz olur.Aile içinde bireyler birbirine güvenmeli,sevmeli, saymalı ki o birliktelik huzurlu bir şekilde devam etsin.Güven içinde bu birlikteliği sağlamanın birinci koşulu aile içinde demokratik işleyişi hayata geçirmektir.Üye olduğumuz siyasi parti,dernek,sendika veya diğer sivil toplum örgütlerinden beklediğimiz,talep ettiğimiz demokratik tutum ve davranışları ilk önce evde uygulmaya sokmamız gerekiyor.Bunu uygulayacak olan, başta o  ailenin  reisi olan  anne veya babadır.Aile içinde anne,baba,çocuklar hepsinin rolleri ve görevleri vardır.Sağlıklı bir aile için alınacak kararlarda sürece herkesin katılımı çok önemlidir.Aile içinde çocuklar dahil herkesin  sözünün dinlendiği, duygu ve düşüncelerini rahatça ifade ettiği bir ortamda   o aile aidiyet duygusuyla birbirlerine  daha sıkı bağlarla bağlanırlar.Eğer bu olmazsa,herkesin kendi dünyasında yaşadığı bir aile yapısında ise bireylerde değişik sıkıntılar zamanla oluşmaya başlar.Bu sıkıntılar zamanla depresyon,endişe ve huzursızluklar,düşmanlık duyguları ve suçluluk hisleri hakim olur.Bizim her zaman dile getirdiğimiz,ısrarla savunduğumuz eşit,adil,demokratik bir yönetimi önce aile içinde sonra apartmanımızda,ardından da içinde olduğumuz siyasi,sosyal,kültürel alanlardaki faaliyetlerimizde hayata geçirmemiz gerekiyor.Tabii bunun için başta bizi biz yapan ailemizin,eşimizin,dostumuzun kıymetini daha iyi anlamamız; onlara değerli olduklarını,onlarsız hayatı sürdürememiz zor olduğunu  hissettirmemiz gerekiyor.Gururdan,kibirden uzak,kendimizle barışık,sevmeyi bilen,sevilmeyi hak eden bir birey olarak toplumsal sorumluğumuzu bilinci içinde  bu güzel hayatı yaşamaya bakalım.Çünkü hayat zannettiğmiz gibi  o kadar da uzun  değildir.Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için biz dünyadakiler birbirlerimizi kırıp geçiriyoruz,buna değer mi..?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum