KARAYOLLARINDA ALP YOL’UN EMEK SÖMÜRÜSÜ
13 Mart 2026, Cuma 11:10
Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı 12. Şube Şefliği (Mimar Sinan – İstanbul), 11. Şube Şefliği (Lüleburgaz) ve 15. Şube Şefliği’nde (Kırklareli) ALP YOL taşeron firmasında çalışan işçiler, 1 Nisan 2023 – 31 Mart 2025 tarihleri arasında büyük bir mücadele sonucunda sendikalaşmış ve örgütlenmiştir. Bu süreç sonunda toplu iş sözleşmesi yapılmıştır. Ancak taşeron firma, işçi arkadaşlarımızın toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını ödememiştir.
Ayrıca ALP YOL firması, çalışan işçilere ne iş kıyafeti sağlamış, ne soyunma yeri vermiş ne de banyo yapabilecekleri bir alan oluşturmuştur. Buna karşın işçiler asfalt üzerinde, toz ve toprağın içinde çalışmaktadır. Bu durum, çalışma hayatında iş sağlığı ve güvenliği yasalarına göre açık bir ihlaldir ve firma bu nedenle suç işlemektedir. Üç
Bunun yanı sıra, mübarek Ramazan ayında taşeron firma, toplu sözleşmeden doğan alacaklarından feragat etmeyen işçilere Ramazan kolisi yardımını da vermemiş ve “Ramazan kolisi yoktur” diyerek bu yardımı engellemiştir. Firma, işçilerin sendikadan istifa etmeleri için her türlü mobbingi uygulamış, işten çıkarma tehdidinde bulunmuş ve bazı işçileri işten çıkarmıştır. Bu durum, Anayasamıza göre de suç teşkil etmektedir.
Daha sonraki süreçte Yol-İş Sendikası, işçi arkadaşlarımızın alacakları için mahkemeye başvurmuştur. Yaklaşık 130 işçi adına açılan davalarda işçilere karşı açık bir ayrımcılık yapılmıştır. Yasaya göre suç olmasına rağmen bu ayrımcı uygulamalar devam etmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından “işçilere elden yemek parası verilecek, ekip başlarına ekip başı zammı ödenecek ve şoförlere şoförlük ücreti verilecek” şeklinde talimat verilmesine rağmen, sendikalı işçilere bu ödemeler yapılmamıştır. Buna karşılık, sendikadan istifa eden işçilere bu ödemeler elden yapılmıştır. Bu durum aynı zamanda vergi kaçırılması anlamına da gelmektedir.
3 Aralık 2025 tarihinde firmanın işi sona ermiştir. İşçi arkadaşlarımıza ALP YOL firmasından ayrılarak işi devralan yeni firmada çalışabilecekleri söylenmiş; ancak bunun için toplu sözleşmeden doğan alacaklarından feragat etmeleri gerektiği belirtilmiştir. Aksi takdirde yeni firmada işe başlatılmayacakları yönünde baskı yapılmıştır. Bu süreçte bazı işçiler işten çıkarılmış, bazıları ise baskılar nedeniyle bu durumu kabul etmek zorunda kalmıştır. Sonuçta herkesin evinde geçindirmek zorunda olduğu bir ailesi vardır. Bu nedenle bazı arkadaşlarımız haklarından feragat etmek zorunda bırakılmıştır.
Bununla da yetinilmemiş, geriye dönük kıdem tazminatlarının ödenmesi için iş yerine bir arabulucu getirilmiştir. Halbuki arabuluculuk işlemleri iş yerinde yapılmaz; arabuluculuğun özünde tarafsız bir ortamda gerçekleştirilmesi gerekir. Buna rağmen işçiler toplu halde işverenin ofisine götürülmüş ve “kıdem tazminatı için arabuluculuk yapıyoruz” denilmiştir.
Gerçekte birçok işçi arkadaşımızın yaklaşık 39 aylık çalışma süresi ve en az 36 aylık alacağı bulunmaktadır. Bugün asgari ücret 28.500 TL, brütü ise yaklaşık 35.000 TL civarındadır. Kaldı ki bu işçilere toplu sözleşme gereği asgari ücretin altında ödeme yapılması mümkün değildir.
Tüm bunlara rağmen 39 ay çalışan bir işçiye yalnızca 60.000 TL ödeneceği söylenerek imza attırılmıştır. Ne var ki işçi arkadaşlarımız bu belgeleri fotoğraflayıp incelediklerinde, yalnızca kıdem tazminatı için değil, aynı zamanda toplu iş sözleşmesinden doğan haklarından da feragat ettiklerine dair belgeler imzalatıldığını fark etmişlerdir.
Asıl tabloya bakıldığında bu işçilerin yalnızca iki yıllık toplu sözleşme fark alacakları yaklaşık 300.000 TL civarındadır. Fakat kıdem tazminatı da dahil olmak üzere yalnızca 60.000 TL verilmiş ve hileli yöntemlerle bu belgeler imzalatılmıştır. Bu durum açıkça işçinin hakkının gasp edilmesidir. İşçiler iki yıl boyunca hakları ödenmeden, adeta bedavaya çalıştırılmıştır.
Toplu sözleşme fark alacaklarından feragat etmeyen ve dava haklarını kullanmak isteyen işçi arkadaşlarımız iş yerinde tehdit edilmiştir. Hatta engelli bir işçi arkadaşımız dahi “seni de işten atarız” denilerek baskı altına alınmıştır. Sendika olarak bu duruma bazı noktalarda ana işverenle birlikte müdahale ederek “dur” demeye çalıştık. Ancak firma farklı yöntemlerle baskı uygulamaya devam etmiştir.
Ayrıca “yeni firma” olarak gösterilen şirketin ALP YOL’un ortaklarından biri olduğu görülmektedir. ALP YOL’a ait kamyonların tamamı bu yeni firmada çalışmaya devam etmektedir. Kâğıt üzerinde farklı bir firma gibi görünse de fiiliyatta aynı yapı sürmektedir.
Buradan, bu emek sömürüsüne ve insanlığa yakışmayan ayrımcı yönetim anlayışına karşı; işçilerin emekleri üzerinden elde edilen haksız kazançların son bulması için tüm kamuoyunu ve devletimizin yetkililerini göreve davet ediyorum.

Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum