ÜÇGEN PARK’IN HİKAYESİ
02 Şubat 2026, Pazartesi 13:40
Değerli okurlarım bu haftaki yazımda size Emek ve Demokrasi kenti Lüleburgaz’ın en gözde parklarından biri olan Üçgen Park’tan bahsedeceğim.Şimdi diyeceksiniz, yazacak bir şey bulamadınız da bize bir parkı mı anlatacaksınız Allah aşkına.Öyle demeyin,okuyunca burası sizin de hoşunuza gidecek.Şehrin tam ortasında,en işlek caddelerinden olan İstanbul caddesiyle Fatih caddesinin kesiştiği noktada bulunan;bankaların,otellerin,kuyumcuların,seyyar satıcıların çevrelediği bu müstesna parkın hiç eksilmeyen müdavimleri, başta emekliler olmak üzre sık sık basın açıklaması,imza kampanyası yapan Emek ve Demokrasi Platformu’nun bileşenleri ve işi çarşıya düştüğünde günlük koşuşturmalardan yorulduğunda soluklanan vatandaşlardır.Parka zaman zaman bıçak,boncuk satan isoprtacıların yanısıra karşı süper marketten karton toplayan geri dönüşümcü elemanlar da uğruyor elbette.Diğer bir ismi de Özgürlük ve Demokrasi Parkı olan;alanı birkaç yüz metre kareyi geçmeyen üçgen biçimindeki bu küçüçük parkın esas cazibesi, içinde, altlarında ahşap kaplı beton oturakları olan koyu gölgeli çınar ve akasya ağaçlarının bolca bulunmasıdır.Parkın diğer bir özelliği de ortasında içilebilir suyu olan betondan bir çeşmesi ve hiçbir harcamayı gerektirmeyecek şekilde masrafsız olmasıdır.Şehrin diğer parklarındaki yiyecek,içeçek fiyatlarını hesaba katarsak sayıları otuz bini bulan emekliler için burası adeta ekmeksiz evden iyidir.
Üçgen Park, hak arayan,seslerini duyarmak amacıyla eylem yapanlar için en büyük avantajı,iki büyük caddenin kesiştiği noktada merkezi bir yer olması nedeniyle herkes tarafından rahatlıkla görülmesidir.Bir de alanı küçük olduğundan her gün sayıları gittikçe azalan protestocuların alanı doldurmaları daha kolay oluyor.Parkın diğer müdavimleri çoğunlukla emeklilerden oluştuğundan ağaçların altındaki oturaklarda yaz kış hiç insan eksik olmaz.Çarşıya indiğimde oradan geçerken hemen hemen aynı tanıdık yüzleri görüyorum.Kimisi sabah erkenden gelip akşama kadar vaktini orada geçiriyor.Acıktıklarında parka uğrayan simitçiden bir simit alır,açlığını giderdikten sonra çeşmeden suyunu da içer ve ondan sonra bütün gün memleket meselelerini masaya yatırıp olayların kritiğini yapıyorlar.Bazen ben de onlara katılır,parkın o mistik havasını doya doya yaşıyorum.Yazın parkın müşterileri o kadar çok oluyorki oturmaya yer bulmak neredeyse imkansızdır.Parkın cömert koyu gölgeli ağaçların altındaki oturaklarda yer kapmak için ya erkenden gitmek gerekir ya da önceden giden arkadaşına senin için de yer tutmasını söylemek gerekiyor.Kışın çok soğuk günlerinde parkın müşterileri iyice azalıyor.Oturanlar da üşümesinler diye altlarına kartonlar koyup fazla takılmadan kendilerini sıcak mekanlara atıyorlar.Ülkenin siyasi ve ekonomik gündemi malum,işsizlik,yoksulluk,geçim sıkıntısı ve çevremizde oluşan ekolojik tahribat yüzünden insanların hak aramak için meydanlara,sokaklara çıkması bizim Üçgen Park’ın önemini daha da arttırıyor.Pankartını alan,dövizini kapan soluğu burada alıyor.Bilhassa yakın çevremizde ve şehrimizde olan ardı sıra kesilmeyen çevre tahribatlarını halka duyurmak ve kamuoyunun desteğini sağlamak için direniş çadırı kurarak yaz kış demeden günlerce,aylarca eylemler yapıldığı da oluyor.İşte o zaman parkın devamlı müşterileri kendileriyle alakalı bir şey oldu mu kalabalığa katılmasalarda sessizçe izleyip konuşulanlardan bir anlam çıkarmaya çalışırlar.Bazıları da orada bir eylem olacağını sezdiklerinde dakikada arazi oluyorlar.Yazın Temmuz zammından önce yine bir basın açıklamasının öncesinde aynı işyerinde yıllarca beraber çalıştığımız bir tanıdığa rastladım.Grubun toplanmaya başladığını görünce bana insanların neye toplandığını sordu.Ben de “Emeklilere yapılması düşünülen düşük komik zammı protesto edeceğiz”deyince ,kendisi de emekli olmasına rağmen hemen:
“Eyvah!O zaman burası birazdan karışır.Zaten benim de işim vardı”diyerek oradan tüymeye çalışırken “Dur gitme,bir şey olmaz!”dememe rağmen arkadaşı orada tutamamıştım.
İnsanların demokratik yönden haklarını aramaları için basın açıklaması,miting yapması,yürüyüş düzenlemesi bir anayasal haktır.Ben de açlık sınırının altında emekli maaşıyla geçinmeye çalışan biri olarak sık sık katılmaya çalıştığım Üçgen Park’taki eylemlerde son zamanlarda şuna şahit oldum.Eylemin yapılmasına konu olan asli unsurlar nedense pek katılmıyorlar.Örneğin,işçilerin rağbet etmediği bir asgari ücreti protestosu....Emeklilerin ilgi göstermedikleri düşük emekli zammı protestosu...Çiftçilerin,köylülerin içinde olmadığı taban fiatını protestosu...Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.İşin içine asli unsurlar katılmazsa o zaman yapılan eylemlerin de pek bir anlamı kalmıyor maalesef.Yolunuz Lüleburgaz’a düşerse,dallarını kuşların yuva yapmalarını açan;gölgesiyle altlarında oturan müdavimlerine huzur ve güven veren ulu ağaçlarıyla;hiç eksilmeyen eylemleriyle ünlü Üçgen Park’a bi uğrayın derim.Oradaki gizemli havayı bir de siz koklayın,inanın sizin de hoşunuza gidecektir.Yaşadığımız yerin havasına,suyuna,toprağına,ormanına sahip çıktığımız gibi parklarına,yeşil alanlarına da sahip çıkmalıyız.Hayatı güzelleştirmek,daha yaşanılabilir bir hale getirmek bizim güçlü ellerimizdedir.Adını tarihe yazdıran şehirler ünlü meydanlarıyla,parklarıyla anılmaktadırlar.İşte antik çağdan günümüze kadar birçok medeniyet yaşamış tarihi şehir Lüleburgaz’ın gözde mekanlarından olan ünlü Üçgen Park’ımızın kısacık hikayesi bu kadardır,
kalın sağlıcakla.

Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum