Pusula Trakya
Kırklareli
10 Nisan, 2026, Cuma
  • DOLAR
    30.71
  • EURO
    32.91
  • ALTIN
    1967.5
  • BIST
    8994
  • BTC
    49397.326$

SAVAŞSIZ,SÖMÜRÜSÜZ BİR DÜNYA MÜMKÜN MÜ?

10 Nisan 2026, Cuma 12:40

   

   Savaş veya harp,ülkeler,hükümetler ya da ülke içerisindeki toplumlar,gruplar arasında gerçekleşen silahlı çatışma”diye tanımlıyor ansiklopedik bilgi.Savaşların nedenleri arasında dini,milli,siyasi ve ekonomik nedenler sayılsa da gerçek nedeni,gücü ve parayı eline geçiren muktedirlerin gerek ülke çapında olsun gerek uluslararası düzeyde olsun eline geçirdikleri iktidarlarını rahat sürdürebilmek;hükümranlıklarını başkalarına karşı  silah zoruyla,zorbalıkla kabul ettirmek için başvurdukları bir yöntemdir.

    Savaş,daha sade bir anlatımla;kendi egosu ve çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen zorbaların, herkese yetenek kadar olan dünya nimetlerini başkalarıyla paylaşmak ismedikleri için  çıkardıkları bir yıkım,bir trajedi ve toptan bir yok oluş demektir.Tarihte savaşı çıkaran liderlerin en çok savundukları gerekçeli yalanları,”Biz savaş istemedik ama karşı taraf bizi buna mecbur etti.”Acaba gerçekten öyle mi?..

    2.5 milyon yıl önce insanın ilk ortaya çıkışından sonra yaşanan  Paleotik dönem de denilen Eski Taş Çağ ile   Neolitik dönem de denilen ve  M.Ö  8000-5500 arasında hüküm süren Cilalı Taş Devri’ne  kadar insan toplulukları arasında yaşadığımız çağda olduğu gibi savaşlar,çatışmalar,birbirini boğazlamalar olmuyormuş.Toplumbilimciler bu döneme “İlkel Komünal Toplum” adını koymuşlar.Çünkü bu toplumda özel mülkiyet,sınıf veya zümre ayrımı hiç olmuyor,toplulukta herkesin yapacağı iş,görev belli olup elde edilen nimetler eşit bir şekilde paylaşıldığından aralarında hiç bir anlaşmazlıklar söz konusu olmazmış.Ne zaman insanlar avcı toplayıcı yaşamdan yerleşik düzene  geçip yeni  aletler icad etmeye başladıktan sonra tarımcılık,balıkçılık gibi yeni yeni meslekler öğrenirler.İşte bundan sonra aralarındaki koletif üretim ve eşitçe,hakça paylaşım bozulur.Çünkü kazançlarında farklılaşmalar başlayınca çok kazananlar elde ettikleri geliri diğerleriyle paşlaşmak istemezler.Bu dönemden sonra özel mülkiyet ve sınıflar ortaya çıkar ve toplum biçimleri hızla değişime uğramaya başlar.İnsanoğlu İlkel Komünal Toplum’dan sonra sırasıyla Köleci Toplum,Feodal Toplum,Kapitalist Toplum  dönemlerini yaşayarak görür.Marksist kuramcıların geliştirdikleri ve pratikte uygulamaya soktukları sınıfsız,sömürüsüz bir toplum düzeni olan Sosyalist veya Komünist toplum sistemi ne yazık ki  pek de başarılı olmayıp büyük bir hüsranla sonuçlandı.Bunun niye böyle olduğunu burada anlatacak halimiz yok ama  Berlin Duvarı’nın son kalıntıları yıkılırken sınıfsız,sömürüsüz, savaşsız  bir dünya  özlemi çeken milyonlarca insanın umutları  bir nebze de olsun yıkıma uğradı.

    Siyasi  literatürde “devlet” kavramı her ne kadar:”Belirli bir toprak parçası üzerinde yaşayan insan topluluğunu bağımsız ve sürekli bir eğemenlik altında birleştiren kamu düzenini sağlamakla görevli siyasi ve hukuki yapı”olarak tanımlasa da sınıflı topluma geçtikten sonra erki eline geçiren sınıf veya zümreler devlet aygıtını  ve kendine hizmet eden baskı aracı olarak kullanmaktan geri durmamışlardır.Ondan dolayı sınıflı toplumu ortaya çıkışından günümüze kadar insanlar arasında savaşlar,çatışmalar hiç eksik olmamıştır.

   Savaş hakkında birçok düşünür,filozof ,bilim insanı,edebiyatçı çok anlamlı yorumlarda bulunmuşlar.M.Ö. 427-347 yılları arasında yaşamış diğer ismi de Eflatun olan ünlü Yunan filozofu  Platon:“Savaşı sonunu sadece ölüler görür”demiş.Yaşam felsefesini  savaş karşıtlığı ve insan haklarıyla oluşturan ünlü Fransız yazar,felsefeci,insan hakları savunucusu Jean Paul Sartre,“Savaşı zenginler çıkarır,yoksullar ölür”demiş.Krezus,”Barışta oğullar babalarını gömer,savaşta babalar oğullarını gömez.Albert Einstein,”İnsan inanmadığı bir şey için acı çekeceğine,barış gibi bir dava uğruna ölse daha iyi değil mi?”diyor.George Herbert,”Savaş hırsızlar yaratır,barış da o hırsızları asar”Nazım Hikmet,“Savaş,korku ve sefaletten başka bir şey veremez.Yakar,yıkar,öldürür,yok eder.Bertrand Russel,”Savaş kimin haklılığına değil,kimin güçlü olduğuna karar verir”diye belirtmiş.Savaş hakkında en anlamlı sözü ünlü Diyarbakır’lı Ermeni müzisyen Aram Tigran söylemiş.

  “Dünyaya bir daha gelsem;ne kadar tank,tüfek ve silah varsa hepsini eritir saz,cümbüş ve zurna yaparım”demiş.Savaş konusunda en son ünlü Amerikalı mucit,yazar,filozof,bilim insanı Benjamin Franklin’in sözüne kulak verelim.

 “İyi bir savaş,kötü bir barış hiç olmamıştır.”

 Sınıflı toplumların ortaya çıktığı antik çağdan günümüze  kadar  savaş hakkında   çok anlamlı yorumlar yapmış,sözler söylemiş,adları  tarihe geçmiş   filozofun,bilim insanının,edebiyatçının,siyasetçinin üzerine basa basa söyledikleri kulağa küpe olacak nitelikteki özlü sözlerine  rağmen günümüzde dünyayı babalarının çiftliği gibi gören sözde modern,gelişmiş, uygulamada eşkiya devletler ABD ve İsrail’in adeta kudurmuş bir it gibi sağa sola saldırmaları neticesinde çok yakınımızda kanlı,haksız bir savaşa daha tanık oluyoruz.Vicdan,acıma ve merhamet duygusundan yoksun,uluslararası hak,hukuk tanımaz dünyanın iki  faşist lideri Trump ve Netanyahu,  emperyalizmin gölgesi altında yaşayan  yoksul Ortadoğu halklarına hiç hak etmedikleri  o kaotik günleri yeniden yaşatıyorlar.Onların  amaçları sadece gözüne kestirdikleri ülkelerin ekonomilerine çökmek değil o ülkelerin halklarını  iyice yoksullaştırıp   Afrika’nın Çad,Zambiya,Nijer gibi  ülkelerde  olduğu gibi kamplarda bir avuç una,temiz bir bardak suya muhtaç bırakmaktır.Açlığa mahkum insanların olduğu ülkeleri yönetmek onların işine daha iyi geliyor. ABD’nin  İran işgalinde kullandıkları bir tomahawk füzesinin  maliyetinin 1- 4 milyon dolar arası dolayı olduğu söyleniyor.Bu füzeden binlercesini   molla rejiminin baskıları altında inim inim inleyen  fakirleşmiş İran halklarının üzerine attılar.Halbuki bir füzeye harcanan parayla insanlık için neler neler yapılmaz ki..?

    Savaşın ne kadar korkunç bir şey olduğunu,niye çıkarıldığını bunu ancak yaşayanlar bilir.Aslında savaş, bir amacı gerçekleştirmek için başvurulam bir araçtır.İşte bu bilince varmış  savaş karşıtı,barıştan yana olan dünya halkları için savaşsız,sömürüsüz bir dünya  mümkün müdür?Sosyalistlerin çok sık kullandığı jargonla sorulursa,”Sınıfsız,sömürüsüz,savaşsız bir dünya olası mı?..” Evet mümkündür,ama nasıl?..

 -Yeryüzündeki doğal kaynaklar korunmalı ve adil eşit bir şekilde paylaşılmalı

-Yeşil enerjiye geçiş ve çevre dostu politikların benimsenmesi hem dünya barışını koruyacak hem de gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya bırakacaktır.

-Dünyada silahsizlanma seferberliği ilan edilmeli

-Silaha ve savaşa ayrılan ödeneklerin insanların insanca yaşamları için eğitime,sağlığa,beslenmeye ve barınmaya ayrılmalı

-Barış isteyenlerin örgütlü gücü dünyaya hakim olmalı,sesleri savaş çığırtkanlarından daha fazla çıkmalı

-Yazarlar,şairler,sanatçılar,bilim insanları savaş aleyhinde toplumu etkileyici eserler yazmalı

-Nato gibi savaş örgütleri ortadan kaldırılmalı

Savaşsız,sömürüsüz bir  dünya mümkün,eğer insanlık isterse...

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum