NAKŞİBENDİLER!
22 Ocak 2026, Perşembe 11:42
Osmanlı İmparatorluğu sanılanın aksine bir Balkan devletidir. Balkanlar da yayılmasında başat rolü Bektaşiler(heterodoks) oynamıştır.
Bektaşilik; hümanist esaslı bir öğretidir. Öğretinin odağında “insan” olduğundan,bu;Balkanlarda ki Hıristiyan halkların müslümanlaşmasını sağlamış ve Osmanlı bu bölgede büyümüştür. 1826 yılında “Yeniçeri Ocağı” tasfiye edildi. Bu tarihçiler tarafından Vaka-i Hayriye(Hayırlı olay) olarak tanımlanıyor. Hümanist esaslı bir öğretinin Osmanlı Devleti’nden temizlenmesinin “hayırlı olay” olarak nitelenmesi sorunlu bir yaklaşımdır! 1826’daki “Vaka-i Hayriye” den sonra Bektaşilerin mal varlıkları müsadere edildi. Müsadere edilen mal varlıkların büyük kısmı Nakşibendilere verildi. Hacı Bektaş-I Veli dergahında bulunan Camii Nakşibendilerce inşa edilmiştir. Vaka-i Hayriye’den sonra Nakşibendilik devletin yarı-resmi tarikatı olmuştur. Halidilik Nakşibendiliğin en yaygın kollarından biridir. Türkiye’de Nakşibendi Şeyhleri genellikle Halidi’dir. Kol, adını Kürt asıllı İslam Alimi Mevlana Halidi-Bağdadi’den alır. Bu tarikatın en büyük ayaklanması, 1909’da Hürriyet’e karşı oldu. 2.Meşruiyet ile hesaplaşma isteği (2.Abdülhamit ve İngilizlerin desteklediği) 31 Mart gerici ayaklanmasını getirdi. Kurtuluş Savaşı boyunca pek çok ayaklanma başlattılar. Şeyh Eşref Bozkır, Konya, Anzavur, Ali Batı,Düzce,Yozgat ve Zile ayaklanmalarında öncülük Nakşi-Halidilerdeydi! Cumhuriyet kurulduktan sonra da bu ayaklanma girişimleri sürdü. Bir tarafta eski imtiyazlarını kaybetme endişesi bir tarafta Hilafetin,saltanatın ilgası onlardaki 1923Cumhuriyet Devrimi düşmanlığının kaynağıdır. Cumhuriyetin kuruluşuna kadar devletlü bir tarikat olarak varlığını sürdürdü. Cumhuriyet 30 Kasım 1925’de Tekke, Zaviye ve Türbeleri kapattı. Bu yasayla yani erken Cumhuriyet döneminde tarikatlar yer altına çekildi. 1946 yılında başlayan “soğuk savaş” dönemi ile birlikte yani emperyalizmin önlerini açmasıyla tekrar yeryüzüne çıktılar. 1946’dan bu yana tarikat ve cemaatlar hem ekonomik olarak büyüdü hem de bakanları kendi aralarında paylaşacak kadar güçlendiler. Bu dönemde tarikatlar holdingleşti, şeyhler CEO olurken müritlerde işçileştiler. Menzil tarikatının Şeyhi Abdülbaki Erol 2023 yılında ölünce üç oğlu büyük mal varlığını paylaşamadı ve aralarında kavgaya tutuştular. Kavga bugün de sürmekte. Osmanlı’da bile tarikatların bu denli zenginleşmesine izin verilmezdi. Siyasal İslamcı AKP, tarikatların sınırsız zenginleşmesi konusunda Osmanlı’ya rahmet okutuyor! Bütün bunlar 1925 yılında çıkarılan Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılması yasasının yürürlükte olduğu bir Türkiye’de gerçekleşiyor!Türkiye’nin içine itildiği karanlıkta türeyen pek çok tarikat, Menzil, İskenderpaşa, Erenköy, İsmailağa,Işıkçılar hepsi Nakşibendi-Halidiye kolundan. Turgut Özal’dan Necmettin Erbakan’a,Bülent Arınç’tan Kemal Unakıtan’a Abdullah Gül’den Tayyip Erdoğan’a kadar yakın tarihte kim rol oynamışsa bir ayağı Nakşi-Halidiliktedir. Nakşibendi-Halidi; Osmanlıcıdır,anti-koministtir, Cumhuriyete ve laikliğe düşmandır. Osmanlı onlar için iyi, Cumhuriyet ise büyük bir felaket.
Ezcümle; Nakşibendiler, 1826 yılından bu yana her ilerici atılıma gerici bir isyanla yanıt vermişlerdir. Türkiye tarikat ve cemaatlar dan ivedi olarak kurtulamadığı sürece “Çağdaşlaşma” yoluna devam edemez. Tarikat ve cemaatlarla varacağı yer “Yeni Bir Ortaçağ”dır…

Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum