KÖY ENSTİTÜLERİ!
16 Nisan 2026, Perşembe 15:14Cumhuriyet (Cumhuriyet’in Kuruluşu, Kurtuluş’la başladı. Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, Cumhuriyet’in nüveleri) 1919’dan 1940 yılına kadar “Kurtuluş”u ve “Kuruluş”unu gerçekleştirdikten sonra toplumun büyük bir kesimini oluşturan ve yüzyıllardır kendi kaderine terk edilen köylüleri, özneleştirmek için iki girişimde bulundu. Bunlardan biri “Toprak Reformu” diğeri ise “Köy Enstitüleri” idi. Toprak reformu olmadan Köy Enstitüleri’nin ayakta kalması çok zordu. Toprak reformu ile toprak ağalarının ekonomik,sosyolojik , siyasal gücü kırılacak ve feodalizm tasfiye edilecekti. Cumhuriyet, Toprak reformu’nu yapmakta geç kaldı. (Toprak reformu 1930’dan beri Türkiye’nin gündemindeydi. 1939 başlayan 2. Dünya Savaşı bunu daha da geciktirdi.) Çünkü dünyada “soğuk savaş”ın başladığı (1945)koşullarda bunu gerçekleştirmek çok zordu! Nitekim,Toprak reformu, CHP’nin ( CHP kuruluşundan itibaren homojen bir yapı değildi,kanatlı bir yapı gösterdi. Sınıf mücadeleleri partinin içinde yaşanacaktı) içindeki gerici kanat tarafından engellendi. 1946 yılında Recep peker’in Başbakan ve gerici Reşat Şemsettin Sirer’in Milli Eğitim Bakanı olmasıyla Köy Enstitüleri fiilen,( Köy Enstitüleri’ni CHP içindeki ilerici kanat kuruyor, gerici kanat ise kapatıyordu!) 1950 yılında iktidara gelecek olan Demokrat Parti (Demokrat Parti, Toprak Reformu’na muhalefetten doğdu. DP’nin Liderlerinden Menderes toprak ağası idi) iktidarında ise Öğretmen Okulları’na dönüştürülerek 1954’de resmen kapatılacaktı. Köy Enstitüleri 1940 yılında Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve Öğretmen Okulları Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kuruldu. Bu iki isim CHP’nin içindeki devrimci kanattan geliyordu. Köy Enstitüleri topu, topu 6 yıl yaşadı.Sadece eğitimci (Öğretmen) değil, 1943’den itibaren sağlıkçı da (Sağlık Memuru) yetiştirdi.(1940-1946) Kırsalın, bu topraklarda gördüğü en özgün “özgürleştirme” eylemiydi. Köy Enstitüleri’nin kapatılma sürecine “soğuk savaş”ın başlamasıyla girildiği dikkatlerden kaçmıyor. Ezcümle;Çeyrek yüzyıldır iktidar olan Siyasal İslam’ın ( emperyalizmin imalatı, gerici-faşizan bir ideoloji) iktidarına giden süreç; “Soğuk Savaş” dönemininde “Yeşil Kuşak” politikaları ile önleri açılan gericiliğin, önce “Toprak Reformu” nu engellemesi ,ardından “Köy Enstitüleri’ni” kapatması ve yerlerine İmam-Hatip Okulları’nı inşa etmesi ile başladı. Laik Cumhuriyet’in 80 yıl sonra vardığı yer ne yazık ki aklın, bilimin,felsefenin, eğitimin,hukukun, sanatının, kamusal alanın ve vicdanın yeniden “dinin” hegemonyasına girdiği totaliter -teokratik bir rejimin(Yeni Bir Ortaçağ) kıyısı! Başka bir söylemle,Köy Enstitüleri’nin kapatılması ile girilen süreç sonunda, Cumhuriyet’in sonunu getirdi! Her şeye rağmen bugün en büyük güvencemiz; Laik Cumhuriyeti ve modernleşmeyi içselleştirmiş,(Bunun en büyük göstergeleri 29 Ekim Cumhuriyet kutlamaları ile 10 Kasım’da Anıtkabir ziyaretleri) Laikliğin; Cumhuriyeti, Demokrasiyi, Dini (Laiklik din karşıtlığı olmayıp,dinin sömürüye, siyasete,ticarete alet edilmemesinin, din vicdan ve inanç özgürlüğünün de güvencesidir…) ve İnsanı kurtaracak tek ilke olduğunu bilen, siyasal islamcıların fiilen kurdukları rejimi tamamlamak, kalıcı hale getirmek ve ilelebet iktidarda kalmak istemlerine karşı direnen;200 yıldır sürmekte olan Osmanlı-Türk Modernleşmesi’nin (1908 Hürriyet ve 1923 Türk(Cumhuriyet) Devrimi bu sürecin en büyük nirengi noktaları) birikimini taşıyan; CHP, Cumhuriyetçi Sol ve Cumhuriyetçi Güçler’dir. CHP, Cumhuriyetçi Sol ve Cumhuriyetçi Güçler; hem Siyasal İslamcıların “totaliter-teokratik” rejim kurma çabalarını boşa çıkararacak hem de tasfiye edilen 1923 Laik Cumhuriyet’nin yerine laik, demokratik, sosyal ve ekolojik yeni bir Cumhuriyet kuracak “özne” lerdir, ayni zamanda…


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum