İNSANLIĞIN EN BÜYÜK KAZANIMI LAİLİKLİĞİ SAVUNMAK SUÇ!
22 Şubat 2026, Pazar 13:24Laiklik; aklın inançtan, bilimin, felsefenin ve sanatın dinden bağımsızlaşması, devletin, eğitimin, hukukun dinden arındırılması, dinin siyasete, ticarete, sömürüye alet edilmesinin önlenmesi, din-inanç ve ibadet özgürlüğünün güvencesidir.
Laiklik ayni zamanda egemenliğin, yeryüzündeki halkların olmasıdır. Laiklikte, yasaların referans kaynağını “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”dir. Aydınlanma ve Modernite Devrimi olan 1648 İngiliz, 1776 Amerikan, 1789 Fransız, 1923 Türk(Cumhuriyet) Devrimleri ile Sosyalist Devrim olan 1917 Ekim Devrimi’nin temeli laikliktir. Doğası gereği tüm demokrasiler laiktir! Laiklikte Tanrı-İnanç merkezli bilgi değil, akıl- bilim merkezli bilgi esastir. Laikliğin antitezi teokrasidir. (Dinsel hukuk) Bugün Hıristiyan dünyasında “Vatikan” hariç Hıristiyan şeriatı ile yönetilen bir ülke yok! Öte yandan Hıristiyan dünyasında “Kilise” iktidar talebinden sonsuza kadar vazgeçti. İslam dünyasında ise Türkiye hariç (!) laiklik ile yönetilen ülke yok. Oda uçurumun kıyısında. Camii’nin iktidarı İslam dünyasında sürüyor, Türkiye’de ise iktidar talebini sürdürüyor. Nerdeyse çeyrek yüzyıldır iktidarda olan emperyalizmin “soğuk savaş” döneminde “yeşil kuşak” politikaları ile imal ettiği Siyasal(Politik) islamcılar, İslam dünyasının ilk Aydınlanma ve Modernite Devrimi olan 1923 Türk ( Cumhuriyet) Devrimi’nin tüm kazanımlarını tasfiye etti. Yerine henüz totaliter “teokratik” bir rejim kurabilmiş değiller! Siyasal islamcılar, tüm dinsel sembolleri kamusal alana taşırken, eğitimi de dinselleştirdiler. Bugün İmam-Hatip Okulları medrese işlevi görüyor. Laik ve bilimsel bilginin üretildiği üniversiteler çeyrek yüzyılda bu niteliklerinde uzaklaştı, Camii ve mescitler ile donatıldı. Dini siyasete ve ticarete alet etmede siyasal islamcılar sınır tanımıyorlar. Bir Ortaçağ kurumu olan tarikat ve cemaatlar Osmanlı’da bile izin verilmeyen ölçüde kamu kaynakları ile zenginleştiler (Holdingleştiler, Şeyhler CEO, müritler işçi oldular. Uhrevi işlerden ziyade dünyevi işlerle müşküller!) ve bakanlıkları kendi aralarında paylaşıyorlar. Kamuda kariyer ve yükselmesinin ölçütü hangi tarikat ya da cemaate mensup olmanızdan geçiyor!Öte yandan, MUSİAD’da örgütlenen şeriatçı sermayeyi de inşa ettiler. Türkiye’de eğitim bilimsel ve laiklik niteliğini yitirdi. Yaşamın her alanında laikliği ve sekülerliği tasfiye ediyor ve sözde Türkiye’yi İslamlaştırıyorlar!Siyasal islamcılar çeyrek yüzyılda fiilen kurdukları rejimi kalıcı hale getirmek ve ilelebet gitmemek için; Türkiye’nin totaliter-teokratik “Yeni Bir Ortaçağa” sürüklenmemesi için Cumhuriyetçi Sol” ve “Cumhuriyetçi Güçlere” önderlik eden, kökleri Ulusal Kurtuluş Savaşı’na kadar giden ve Modern Türkiye’yi inşa eden CHP’e saldırıyorlar! Bugün artık Türkiye’de 1923 Türk(Cumhuriyet) Devrimi’nin temeli olan Laikliği savunmak ve şeriata karşı çıkmak suç! Sol Parti aktivistleri laikliği savunduğu ve şeriata karşı çıktıkları için gözaltına alınabiliyor. Türkiye’nin yüzakı bilim insanları, aydınları, sanatçıları “ Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisini kamuoyuna açıkladıkları için Erdoğan tarafından hedefe alındı ve “azgın güruhun hezeyanları” olarak nitelendirildi. Ayrıca bildiriye imza atan 168 Aydın hakkında , bir gecede “profesör” yapılan, eğitimi dinselleştiren, tarikat ve cemaatlara teslim eden, Eğitim Birliği Yasası’nı çiğneyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, yargıya suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Üstelik bütün bunlar Anayasası’nda laiklik yazan ve laiklik düzeni ortadan kaldırmanın suç sayıldığı bir ülkede gerçekleşiyor. Ezcümle; aklın, bilimin, felsefenin, sanatanın özgürleşmesinin ve egemenliğin kaynağının yeryüzündeki halkın olması demek olan “Laiklik” insanlığın en büyük kazanımıdır. Asla suç olamaz!
Laikliğin antitezi insan aklının, bilimin, felsefenin, sanatın boğulduğu, insan özgürlüğünün ve onurunun ortadan kalktığı, doğası gereği totaliter olan “teokrasi”dir!!!

Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum