Kırklareli
05 Haziran, 2026, Cuma
  • DOLAR
    30.71
  • EURO
    32.91
  • ALTIN
    1967.5
  • BIST
    8994
  • BTC
    49397.326$

110 YIL ÖNCE EKİM’DE KIRKLARELİ

10 Ekim 2022, Pazartesi 09:03

      110 YIL SONRA BALKAN SAVAŞLARI’NI ANMAK, ANLAMAK…

110 yıl öncesinin sonbahar günleri çok zor günlerdi. Balkanlar’da yaşayanlar binlerce yıldan bu yana zaten hep zor bir yaşam sürmüşlerdi. 8 bin yıl önce ekip biçmeyi, hayvan beslemeyi, yerleşik yaşamı öğrenmişlerdi.

Steplerden gelen kavimlerin yağmaları yaşanmış olsa da aynı coğrafya paylaşılabilmişti. Sonra Persler’in İskitya seferini, Atina-Sparta çekişmesini, Helen yayılmasını ve İskender’i de gördüler. Güçlü bir devlet oluşturamamış ama günümüze kadar kendisinden söz ettirmiş Trak kavimleri de vardı bu yaşam kavgasında. Roma İmparatorluğu’nun yolları-kentleri, Bizans’ın surları-kaleleri, Osmanlı’nın külliyeleri-köprüleri çevresinde buldular kendilerini. Peçenekler, Slavlar, Rumlar, Rumenler, Bulgarlar, Arnavutlar, Sırplar, Karadağlılar, Yahudiler, Türkler… bu toprakların köyünde-kentinde, ovasında, dağında yaşadılar ve izlerini bıraktılar.

19. yüz yılın sonlarına gelindiğinde Avrupa ülkelerinin bazıları, sanayi devrimlerini ve birliklerini tamamlamışlar, dünyanın olanaklarını/kaynaklarını, paylaşma/yönetme kavgası içerisindeydiler. Bu nedenle Balkanlar’da da yeni oluşumlara yöneliyorlardı.

İşte böyle bir iklimde 1912 yılının ekiminde Adriyatik’ten Ege’ye ve Karadeniz’e kadar geniş bir alanda “Balkan Savaşı” başlamış oldu. Bağlaşıklarından da güç alan Karadağ, Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan, Osmanlı Devleti’ne savaş açtılar.

Osmanlı Orduları, Yanya (Yunanlılarla), İşkodra (Karadağlılarla) ve Edirne (Bulgarlarla) dışında direnemediler. Komanova’da (Sırplarla 23-25 Ekim), Manastır’da (Sırplarla 13-18 Kasım, sonuçta Üsküp kaybedildi), Yenice-Vardar’da (Yunanlılarla 2-3 Kasım, sonuçta Selanik kaybedildi), Epir’de ( Yunanlılarla) Osmanlı kuvvetleri savaşları kaybettiler. Selanik ve Üsküp tek kurşun bile atmadan cephanesiyle, silahıyla teslim edildi.

Rumeli’nin her yanından İstanbul’a doğru (askeriyle, halkıyla) bir çekilme, kaçış, bir göç yaşandı. Bu yaşananlara “Balkan Harbi” de dendi, “Balkan bozgunu” da. Hatta “Balkan hacaleti” de dendi. Savaş sonrası yenilginin pek çok nedeni sayıldı.

Biz o savaşın 22 ve 23 ekim günlerinde iki gün boyunca Kırklareli (o zamanki adı, Kırkkilise) yakınlarında cephede neler yaşandığını Mahmut Muhtar Paşa’nın anılarından izlemeye çalışacağız:

…Mahmud Muhtar Paşa 17 Ekim 1912 günü Kırkkilise’de 3. Kolordu komutanı olarak göreve başlar. Kolordunun hazırlıkları tam değildir. 18 ekimde sınır kalelerine ilk saldırılar gerçekleşir. 19’unu 20’sine bağlayan gece Sarıdanışmend’e, Süleymandanışmend’e ve Çeşmeköy’e düşmanın eriştiği anlaşılır. Bulgar ordusunun dağılımı ve savaş düzeni hakkında hiçbir bilgi yoktur.

21 ekim akşamı Doğu Ordusu komutanından (Abdullah Paşa) genel taarruz emri gelir. Bu emir gereğince karargahı Kırkkilise’de bulunan 3. Kolordu 22 ekim günü Çeşmeköy

batısındaki Sazlıdere’ye ulaşacak ve Sarıdanışmend’e doğru gidecekti. Yenice’deki (İnece) 1. Kolordunun, Kavaklı’daki 2. Kolordunun, Hasköy’deki 4. Kolordunun taarruz yönü de belirtilir.

… 22 EKİM …

3. kolordu karargahı 22 ekim sabahı saat 7’de Raklice’den (Eriklice) yola çıkar ve 11.30’da Petra’ya (Kayalı) ulaşır. Daha erken yola çıkan 7. tümenin (Alb. Hilmi Bey) Sırsıvat Deresi etrafında çarpışmalara başladığı görülür. (… bu tümen daha sonraki gelişmeler nedeniyle Erikler-Kırkkilise ve Elmacık-Kırkkilise yollarının kesiştiği yolun sırtlarına çekilerek, Kırkkilise yolunu kapamaya çalışır.)

Yine yola erken çıkan Afyonkarahisar tümeni (Alb. Şükrü Bey) öğleye doğru Eskipolos’a (Yoğuntaş) varır ve köy ahalisinden, Karahamza’da 1000 kişi tahmin edilen düşman kuvveti olduğu öğrenilir. 22 Ekim günü saat 12.30’da Eskipolos’taki Afyonkarahisar tümenine ve Petra’daki 9. tümene ilerlemeleri ve Karahamza-Erikler yolunun ele geçirilmesi emri verilir. Öğleden sonra saat 2’de Eskipolos yönüne ilerleyen Mahmud Muhtar Paşa, Afyonkarahisar tümeninin geri çekilmekte olduğunu görür. Hemen duruma müdahale eder ve tümeni Eskipolos’un 2,5 km. güneyindeki sırtlara yeniden mevzilendirir. 9. tümen ve Bulgar birlikleri arasında karşılıklı topçu ve makineli tüfek muharebesi olur.

Mahmud Muhtar Paşa kuvvetlerin yerleşimiyle ilgili şöyle yazacaktır: “…tümenin yerleşmesi, mevzi alması karışıklık içinde ve çok zorlukla yapılıyordu. Askerlerin, subayların, tabur ve alay kumandanlarının acemiliği aşikardı…” 22 Ekim gününün sonunda “…her iki tümenden sekiz şehit ve dokuz yaralı vardı.” der Mahmud Muhtar Paşa. Kuvvetlerin büyük bir kısmı henüz savaşa girmemiştir. Gece için kolordu emrini verir ve Petra’ya döner. Gece yarısına doğru 4. kolorduya ait bir tümenin geriye çekildiği haberi alınır. 1. ve 2. kolordulardan haber alınamaz.

…23 Ekim…

23 Ekim 1912 sabah saat 05.30’da Doğu Ordusu kumandanından 3. kolorduya emir gelir; birliklerinin geriye çekilerek Kırkkilise’nin batı ve kuzeybatı yönlerinde savunma hattı oluşturması istenir. Çünkü 1. kolordu, Yenice yönüne çekilmektedir. Sonradan anlaşıldığına göre: 2. kolordu savaş sahasına yetişememiş, 1. kolordunun sağ kanadı Bulgarlar tarafından sıkıştırılmaya başlanmış, kayıplar ve topları yitirmeme gerekçesiyle 1. kolordu tümenleri geri çekilmiştir.

3. kolordunun durumunu değerlendiren Mahmud Muhtar Paşa, daha kuvvetli durumda olduklarını düşünerek, düşmana darbe indirmeye karar verir. 23 Ekim 1912 sabah saat 6’da, bu doğrultuda kolordu emrini verir. Sabah saat 6.45’te, Afyonkarahisar tümenine gitmek üzere atlara binerken, bu tümenin kaçmakta olduğu haberi gelir. Mahmud Muhtar Paşa ve maiyeti kılıçlarını çekerek atlarıyla, kaçan askerlerin ve bataryaların arasına dalar. Bir saat kadar uğraştıktan sonra kaçışın önü alınır ve Petra’nın 1,5 km. kuzeybatısındaki sırtlarda mevzi alınır. Saat 10.00 sıralarında savunma hattı kurulur. İşte tam bu sırada sol kanat

askerleri sebepsiz olarak yerlerini terkedip kaçmaya başlarlar. Artık kaçışı durdurmak mümkün değildir.

Yalnızca 9. tümenden iki-üç tabur kadar nizamiye askeri direnmektedir. Petra kuzeyindeki batarya yoğun ateş altında pek çok kayıp verir. Kolordunun geriye çekilişi bu kargaşa ortamında olabildiğince organize edilmeye çalışılır. Mahmud Muhtar Paşa öğleden sonra saat 2 sıralarında cephede ateş kesildiğinden, karargahıyla Petra civarından Kırkkilise’ye doğru hareket eder. Dönüş yolunda düzenli bir şekilde geriye dönmekte olanları gerekli yerlere sevk eder. Akşam 5.30’da Taştabya’ya ulaşır. Kırkkilise civarında görülebilen ve elde kalan birliklerden savunma hattı oluşturulmaya çalışılır.

Karanlık bastığında Kırkkilise’de olan Mahmud Muhtar Paşa “Kırkkilise’yi ahali tarafından tamamen boşaltılmış halde buldum.” diye yazacaktır. Subaylardan bir kısmı aileleri derdine düşerek bırakıp gitmişlerdir. Etraf köylerden olan askerler de karanlıktan istifade kaçmışlardır. Yedinci tümen kurmayı tarafından, cephede savunmacı kalmadığı ve Bulgarların Kırkkilise’ye girmeleri an meselesi olduğundan şehirden çıkılması önerilir.

Doğu Ordusu komutanından yeni emir gelir: diğer kolorduların Yenice’de durdurulması mümkün olmadığından Lüleburgaz-Vize hattına çekilmeleri, 3. kolordunun da Üsküpdere gerisinde toplanıp mevzi alması haber edilmiş ve istenmiştir. Yola çıkarlar.

Vize şosesi tamamıyla topçular, arabalar, askerler ve muhacirlerle kaplıdır. Mahmud Muhtar Paşa şöyle der gördükleri için: “Geri çekilişin görünüşü o kadar acıklı idi ki onu açıklayıp anlatabilmek ancak bir Zola’nın kalemine muhtaçtır. Bu geriye kaçışın hiçbir mağlubiyet sonucu olmadığı ve hiçbir düşmanın baskısı altında ve takibinde olmaksızın meydana geldiği düşünülünce, büsbütün acı duymamak mümkün değildi. O gece karargahımla sabaha kadar yol alarak 24 Ekim sabahı Pınarhisar’a geldim.” Ve dinlenmek için bir-iki saat yatar.

Savaş malzemelerinin üçte biri terkedilmiştir. Yağmur ve çamurda 55 top bırakılmıştır. Sabah saat 07.00’de Mahmut Muhtar Paşa uyandığında birliklerin çoğu Pınarhisar’dan kaçmıştır. Geri kalanlar da öğle üzeri Vize’ye doğru hareket eder.

Sonrasında Lüleburgaz-Vize hattında 29 Ekim’den 2 Kasım’a kadar 50 km.lik bir cephede çarpışmalar olur ama yine bozgun yaşanır ve Çatalca’ya kadar çekilinir. Açlık, soğuk ve yağmur pek etkilidir. İstanbul, Lüleburgaz bozgunu haberini Londra ve Paris’ten daha geç öğrenir. Rumeli’nin her yanı korku tüneli gibidir. Şevket Süreyya Aydemir “…yüz binlerce göçmenin sürüne sürüne, eriye eriye akan kafileleri…” diye tanımlar bu ağır göçü.

Çatalca muharebeleri 3 Aralığa kadar sürer ve ateşkes ile Birinci Balkan Savaşı son bulur. Kırklareli temmuz 1913’te Bulgarlardan geri alınır.

Olup bitenlere bakarak dersler çıkarabilir, gelecek için kestirimlerde bulunabiliriz. Bunun için gerekli deneyim ve yaşantılar vardır Balkanlar’da. Bu toprakların Spartaküs’ü,

Zilotesçiler’i, Bedreddin’i, Mustafa Kemal’i … ve daha pek çok değeri yetiştirdiğini biliyoruz. Yeter ki “birlikte yaşama” isteğimiz olsun.

Balkan Savaşları’nın 110. yılında acılar yaşamış ve yaşamlarını kaybetmiş olanları saygıyla anıyoruz.

KAYNAKLAR

- Balkan Harbi Üçüncü Kolordu’nun ve İkinci Doğu Ordusunun Muharebeleri (Mahmud Muhtar / yayına hazırlayan- A.Basad Kocaoğlu)

- Enver Paşa (Şevket Süreyya Aydemir)

- Tek Adam (Şevket Süreyya Aydemir)

- Balkan Harbi Tarihi (Aram Andonyan)

- Trakya (Bilge Umar)

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum