Kırklareli
11 Eylül, 2026, Cuma
  • DOLAR
    30.71
  • EURO
    32.91
  • ALTIN
    1967.5
  • BIST
    8994
  • BTC
    49397.326$

OKULLAR DERS ZİLİYLE DEĞİL, ÇÖZÜMSÜZLÜKLE AÇILIYOR

OKULLAR DERS ZİLİYLE DEĞİL, ÇÖZÜMSÜZLÜKLE AÇILIYOR

 

2026-2027 yılı Eğitim Öğretim yılının başlaması nedeniye Kırklareli Eğitim Sen Şubesi yazılı bir açıklama yaparak " OKULLAR DERS ZİLİYLE DEĞİL, ÇÖZÜMSÜZLÜKLE AÇILIYOR" dedi.
Eğitim Sen Kırklareli Şube Başkanı Okan Balcı imzalı yapılan yazılı açıklamada,2026-2027 eğitim-öğretim yılı, Türkiye’de eğitimin yıllardır biriktirilen yapısal sorunlarının ve derinleşen ekonomik krizin gölgesinde başlamaktadır. Milyonlarca öğrenci ve eğitim emekçisi okullara dönerken, veliler daha eğitim yılı başlamadan ağırlaşan eğitim harcamalarıyla karşı karşıya bırakılmıştır.
Türkiye’de eğitim sistemi; kamusal hizmetlerin tasfiyesi, eğitimin piyasalaştırılması ve dinselleştirilmesi, eğitim emekçilerinin güvencesizleştirilmesi politikaları nedeniyle ağır bir kriz yaşamaktadır. Okulların fiziki, hijyenik ve güvenlik sorunları sürmekte; öğrenciler okulda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemeğe ve temiz içme suyuna dahi erişememektedir.
Eğitim emekçileri ise yoksulluk sınırının altında kalan ücretler, güvencesiz istihdam, Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun yarattığı hiyerarşi, norm kadro baskısı ve artan idari müdahaleler altında çalışmaktadır.
Bütün bu sorunlar ortadayken Millî Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu 2026/70 sayılı Genelge, Bakanlığın eğitimin gerçek sorunlarından ne kadar uzak olduğunu bir kez daha göstermiştir.
MEB, eğitimin kamusal, ekonomik ve pedagojik sorunlarına çözüm üretmek yerine; önlük uygulamasından norm kadro baskısına, Millî Eğitim Akademisi üzerinden yapılmak istenen düzenlemelerden “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” dayatmasına kadar şekilci, denetimci ve ideolojik yaklaşımını sürdürmektedir.
Öğretmenlerin ihtiyacı önlük talimatı ya da kılık-kıyafet dayatması değildir. Öğretmenin mesleki saygınlığı giydiği kıyafetle değil; ürettiği emek, mesleki özerklik, insanca yaşayabileceği ücret ve güvenceli çalışma koşullarıyla sağlanır. Eğitim emekçilerini biçimsel kurallarla denetlemeye ve baskı altına almaya yönelik uygulamaları kabul etmiyoruz.
Norm kadro fazlası öğretmenlerin resen görevlendirilmesi ve Millî Eğitim Akademisi bünyesinde eğitime alınarak alan değişikliğine yönlendirilmesi, eğitim emekçilerinin çalışma güvencesine açık bir müdahaledir. Plansız öğretmen istihdamının, yanlış norm kadro politikalarının ve idari hataların sorumlusu öğretmenler değildir. Öğretmenlerin diplomalarını, branşlarını ve mesleki birikimlerini işlevsizleştirecek uygulamalardan vazgeçilmelidir.
2026-2027 eğitim-öğretim yılı veliler açısından ağır bir ekonomik yükle başlamaktadır. Kırtasiye malzemelerinden okul çantasına, kıyafetten ayakkabıya, servisten beslenmeye ve yardımcı kaynaklara kadar hemen her eğitim harcamasında yaşanan artış, özellikle düşük gelirli ailelerin bütçesini zorlamaktadır.
İlkokul düzeyinde kırtasiye, çanta, okul kıyafeti, beden eğitimi kıyafeti ve ayakkabı giderleri eklendiğinde toplam başlangıç maliyeti 6.700 TL ile 9.600 TL arasına çıkmaktadır. Ortaokul düzeyinde bu maliyet 8.800 TL ile 12.700 TL, lise düzeyinde ise 10.000 TL ile 14.700 TL arasına ulaşmaktadır.
Bu rakamlara servis, ulaşım, beslenme, kantin, yardımcı kaynaklar ve eğitim yılı içinde ortaya çıkan diğer giderler dahil değildir. Birden fazla çocuğu eğitim gören ailelerde bu yük çok daha ağır hale gelmektedir.
Ailenin gelir düzeyinin çocuğun hangi eğitim materyaline ulaşacağını, nasıl besleneceğini ve nasıl bir eğitim alacağını belirler hale gelmesi, doğrudan eğitim hakkının ihlalidir. Çocukların eğitim hakkı ailelerinin gelir düzeyine bırakılamaz.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak siyasi iktidara ve Millî Eğitim Bakanlığı’na bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:
•    Bütün eğitim emekçilerinin ücretleri yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı, insanca yaşam ve çalışma koşulları güvence altına alınmalıdır.
•    Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik başta olmak üzere güvencesiz istihdam uygulamalarına son verilmeli, eğitim emekçileri kadrolu ve güvenceli olarak istihdam edilmelidir.
•    Her okula ihtiyacı oranında doğrudan ve yeterli bütçe ayrılmalı; temizlik, güvenlik ve yardımcı hizmetler için ihtiyaç duyulan personel kadrolu olarak istihdam edilmelidir.
•    Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile ücretsiz temiz içme suyu sağlanmalıdır.
•    Temel kırtasiye ve eğitim materyalleri ücretsiz sağlanmalı, ailelerin okul başlangıç masrafları kamusal olarak karşılanmalıdır.
•    Kayıt parası, zorunlu bağış ve benzeri uygulamalara son verilmesinin koşulları yaratılmalı, kamu okullarının temel giderleri bütçeden karşılanmalıdır.
•    Okul servis ve ulaşım giderleri kamusal olarak desteklenmeli, yardımcı eğitim materyalleri ücretsiz kamu kaynaklarıyla karşılanmalıdır.
•    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başta olmak üzere bilimsel ve laik eğitim ilkeleriyle çelişen müfredat uygulamalarına son verilmelidir.
Eğitim Sen olarak 2026-2027 eğitim-öğretim yılında da öğrencilerimizin eğitim hakkı, velilerin üzerindeki ekonomik yükün kaldırılması ve eğitim emekçilerinin insanca yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz denildi.

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.