Kırklareli
24 Eylül, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    30.71
  • EURO
    32.91
  • ALTIN
    1967.5
  • BIST
    8994
  • BTC
    49397.326$

"ÇOCUKLARIMIZI KORUYAMAYAN DÜZENİN, SORUMLULARI İSTİFA"

"ÇOCUKLARIMIZI KORUYAMAYAN DÜZENİN, SORUMLULARI İSTİFA"

 

 

Eğitim-İş Kırklareli Şubesi, Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki lisede yaşanan saldırıyı protesto etmek amacıyla basın açıklaması düzenledi.
23 Eylül 2026 tarih saat 17.30 da Kırklareli Dingiloğlu parkı önünde toplanan  sendika üyelerine Yeni Parti Kırklareli il ve ilçe teşkilatları ile bazı STK temsilcileride destek verdi.
"ÇOCUKLARIMIZI KORUYAMAYAN DÜZENİN, SORUMLULARI İSTİFA" yazılı pankart eşliğinde Karaumur caddesinden yürüyerek gelen sendika üyeleri Öğretmenevi önüne gelerek bir basın açıklaması düzenledi.
Basın açıklamasını Eğitim İş Kırklareli Şube Başkanı Orhan Yarımkale okudu.Yarımkale okuduğu basın açıklamasında,“7 İMZA ATTINIZ, ŞİMDİ HESABINI VERİN!” dedi.
Eğitim İş Kırklareli Şube Başkanı Yarımkale okuduğu basın açıklamasında,Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırı, eğitim camiasında büyük tepkiye neden oldu. Eğitim-İş, saldırının ardından yaptığı açıklamada okul güvenliğinden çocukların eğitimden kopmasına, bireysel silahlanmadan rehberlik ve sosyal hizmet mekanizmalarına kadar birçok başlıkta kamu kurumlarını sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı. Açıklamada, “Çocuklarımızı koruyamayan bu düzenin sorumlularına istifa diyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 22 Eylül sabahı İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında öğrencilerin okula gittiği sırada silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda 11 öğrenci yaralanırken, yaralılardan bazılarının durumunun ağır olduğu açıklandı. Olayın ardından Milli Eğitim Bakanlığı tarafından üç müfettiş görevlendirilirken, öğrenci, öğretmen ve velilere yönelik psikososyal destek çalışmalarının başlatıldığı duyuruldu.Yaşanan saldırının ardından açıklama yapan Eğitim-İş, olayın yalnızca bireysel bir saldırı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, çocukların güvenliğini sağlayacak mekanizmaların bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini vurguladı.

“11 ÇOCUĞUMUZ OKULA GİDERKEN YARALANDI”

Eğitim-İş açıklamasında, evlerinden eğitim görmek amacıyla çıkan çocukların okul sıralarına ulaşamadan silahlı şiddetin ortasında kaldığına dikkat çekildi. Sendika, olayın yaşandığı okulun daha önce “1. derece riskli okul” olarak değerlendirildiğini öne sürerek, bu risk tespit edilmişse gerekli güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığının açıklanmasını istedi. Yarımkale,, “Okulların çocuklarımız açısından ‘riskli alanlar’ olarak sınıflandırılmak zorunda kalması başlı başına ciddi bir sorundur. Ancak madem bu okul 1. derece riskli olarak tespit edilmişti, bu riskin gerektirdiği güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığını sormak zorundayız” denildi.

“PROTOKOLÜN MÜHÜMÜ DEĞİL, SAHADAKİ KARŞILIĞI ÖNEMLİ”

Eğitim-İş Şube Başkanı Yarımkale, okullarda güvenliğin artırılmasına yönelik bakanlıklar arası çalışmaların saldırıdan hemen önce gündeme geldiğini belirterek, açıklamalar ile yaşanan saldırı arasındaki zamanlamaya dikkat çekti.Sendika, yedi bakanlığın güvenlik değerlendirmelerinin yapıldığı ve gerekli önlemlerin alındığı yönündeki açıklamalarının ardından Turgutlu’daki saldırının yaşanmasını eleştirdi.

Açıklamada şu ifadeler öne çıktı:

“7 Bakanlık bir protokolün altında yan yana gelebiliyorsa, çocuklarımız vurulduğunda sorumluluğun da arkasında yan yana duracak mıdır?”

Eğitim-İş, protokol imzalamanın tek başına sorumluluğun yerine getirildiği anlamına gelmediğini belirterek, “Altına kaç Bakanın imza attığı değil, o imzaların kaç çocuğu koruyabildiği önemlidir. 7 imza attınız; şimdi 7 Bakanlık olarak kendi görev alanınızın hesabını verin” çağrısında bulundu.

“ÇOCUKLAR ŞİDDETİ İCAT ETMEZ, TOPLUMDAN ÖĞRENİR”

Açıklamada saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen çocuğun eğitim süreci de ayrı bir başlık olarak ele alındı.Eğitim-İş, eğitimden kopan, devamsızlığı artan, okulla bağı zayıflayan ya da sosyal ve psikolojik açıdan risk altında bulunan çocuklara ulaşılması gerektiğini belirterek, Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına sorumluluk çağrısı yaptı.Sendika, “Çocuklar şiddeti icat etmez, toplumdan öğrenir” ifadeleriyle, olayın yalnızca saldırının gerçekleştiği ana indirgenmemesi gerektiğini savundu.Açıklamada, eğitimden uzaklaşan çocukların kim tarafından takip edildiği, sosyal ve psikolojik risklerin nasıl tespit edildiği, ailelerin desteğe ihtiyaç duyduğunda hangi mekanizmaların devreye girdiği ve okul, aile, sosyal hizmet, sağlık ve güvenlik birimleri arasındaki koordinasyonun nasıl sağlandığı soruları yöneltildi.

“BİR ÇOCUĞUN ELİNE SİLAH NASIL GEÇTİ?”

Eğitim-İş, olayın önemli başlıklarından birinin de silahın çocuğun eline nasıl geçtiği olduğunu belirtti.Adalet Bakanlığı tarafından da saldırıda kullanılan silahın çocuğun eline nasıl geçtiği, silahın muhafaza koşulları, ailelerin bakım ve gözetim yükümlülükleri ve olay öncesinde akran zorbalığı yaşandığı yönündeki iddiaların araştırıldığı açıklanmıştı.Eğitim-İş ise sorunun yalnızca bireysel silahlanmayla sınırlı olmadığını belirterek, çocukların şiddete yönelmesini önleyecek sosyal, eğitimsel ve kamusal mekanizmaların güçlendirilmesini istedi.

“EĞİTİMDEN UZAKLAŞAN ÇOCUĞU YENİDEN KAZANMAK KAMUNUN SORUMLULUĞUDUR”

Milli Eğitim Bakanlığına yönelik çağrıda okullardaki rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi istendi.Eğitim-İş; yeterli sayıda PDR uzmanı, çocuk ve ergen psikoloğu, psikiyatrist ve sosyal hizmet uzmanının istihdam edilmesini, devamsızlığı artan ve eğitimden uzaklaşan öğrenciler için etkili takip mekanizmalarının kurulmasını talep etti.Ayrıca okul ve sosyal hizmet birimleri arasında gerçek anlamda çalışan bir erken uyarı sistemi oluşturulması gerektiği belirtildi.

“GÜVENLİ OKUL SADECE KAPISINDA GÜVENLİK GÖREVLİSİ OLAN OKUL DEĞİLDİR”

Eğitim-İş, okul güvenliğinin yalnızca güvenlik görevlisi ve polisiye tedbirlerle ele alınamayacağını savundu.Sendika; kalabalık sınıfların azaltılması, ikili eğitimin sonlandırılması, öğrencilerin ücretsiz sanat, spor, kültür ve kulüp faaliyetlerine erişiminin sağlanması, akran zorbalığı ve sosyal dışlanmayla mücadele programlarının yaygınlaştırılması ve öğrencilerin okula aidiyetini güçlendirecek politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Açıklamada, güvenli okulun tanımı da şöyle yapıldı:

“Güvenli okul yalnızca kapısında güvenlik görevlisi bulunan okul değildir. Çocuğun kendisini ait hissettiği ve geleceğine umutla bakabildiği; öğretmenin saygınlığının ve mesleki güvencesinin korunduğu; zorbalığın ve dışlanmanın görmezden gelinmediği; yardım isteyenin sesinin duyulduğu okuldur.”

“SORUMLULARA ‘İSTİFA’ DİYORUZ”

Eğitim-İş Şube Başkanı Yarımkale açıklamasında, Turgutlu’daki saldırının ardından üç gün boyunca siyah giyinerek ve yakalara kokart takarak “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” talebini gündemde tutacaklarını açıkladı.Sendika, çocukların ve eğitim emekçilerinin güvenliği sağlanana kadar eğitimde şiddet sorununu gündemde tutacaklarını belirtti.

Açıklamanın sonunda ise sert bir mesaj verildi:

“Hiçbir anne baba çocuğunu okula gönderirken onun silah seslerinin ortasında kalıp kalmayacağını düşünmek zorunda değildir. Hiçbir çocuk okul yolunda kurşunlarla karşılaşmamalıdır.”

Başkan Yarımkale açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:

“En büyük erdem sorumluluktur. Çocuklarımızı koruyamayan bu düzenin sorumlularına ‘istifa’ diyoruz!” dedi.
 

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!