Bundan bir önceki yazımda, bireysel ve toplumsal çözülmenin önlenmesi için demokrasi ve dayanışma kavramlarının  kıymetinin iyi bilinmesi gerektiğini ve eksiksiz uygulanmasıyla mümkün olduğunu belirtmiştim.Bu yargıya nereden vardınız diyeceksiniz?Hayat tecrübesi…Yaşanmışlıklar…Ödenen ağır bedeller…

  Bilim ve teknolojinin hızına yetişemediğimiz;bilgiye ulaşmanın artık çocuk oyuncağı haline geldiği bu çağda insanlara dayatılan popüler kültür ve bohem yaşam özentisi sebebiyle hem aile düzenimiz hem de toplumsal düzenimiz bozulmaya başladı.İnsan emeğinin  ucuz,hak aramanın ise neredeyse olanaksız hale geldiği bu koşullarda,insanlar  alınteri dökerek insanca bir yaşam için yeterli para kazanma umutlarını yitirmeye başlayınca,bunun yerine kısa yoldan kolay  para kazanma yolunu seçmeye başladılar.Başta şans oyunları olmak üzere at yarışları, internette oynanan sanal kumar;çeteleşerek çek-senet tahsilat işi,uyuşturucu satıcılığına kadar her türlü gayri meşru yollara saparak  terlemeden para kazanmayı  tercih eder oldular. Bu seçilen yol da yol değil  ama  oluyor işte.Bu çıkmaz sokak yolcularının ne yazık ki çoğunu  gençler oluşturuyor.Sahipsiz gençlerin bir çoğu  kumar,alkol ve hatta uyuşturucu bağımlısı olurken aileler ise çocuklarının borçlarını ödemek için varını yoğunu satarak adeta küllüm oluyorlar.Ardından büyük aile dramları yaşanıyor.

   İnsanlar,yaptıkları hatalarla birlikte başkalarının hatalarından da  ders çıkarmalıdırlar.Çünkü aynı hatayı yapacak kadar ömürleri olmayabilir.Bundan bir süre önce, sevdiğim ve iyi görüştüğüm  bir arkadaşımın başına  çok  netameli bir iş geliyor.Daha doğrusu abisinin başına geliyor ama kardeş hukukundan dolayı kabak bunun başında patlıyor.Olayın üzüntüsünü ve ceremesini bu çekiyor.Arkadaşım bu tür ailevi konuları pek konuşmak istemez ama onu o halde bitkin ve perişan görünce illaki bana anlatması için çok ısrar ettim.Ben çok üsteleyince o da ister istemez  anlatmak zorunda kaldı.Ben de ibreti alemlik  o hadiseyi siz değerli okurlarımla paylaşmayı uygun gördüm.

   Hanımı altı yıl önce koronadan vefat eden abisinin başına bu bela gelmeden evvel İstanbul’un en çok göç alan semtlerin  birinde  ömrü yarım asırlık, sıvaları yer yer dökülmüş bir binanın en alt katında,emekli olurken zar zor aldığı iki göz bir evde oğluyla birlikte yaşıyorlarmış.Yaşı yetmişlerin ortalarında olmasına rağmen sağlık yönünden bakıma muhtaç sayılabilecek bir vaziyette,en düşük emekli aylığıyla kılı kırk yararak geçinerek hayata tutunmaya çalışıyor.Ta ki başına bu iş gelinceye kadar…Yaşı kırka merdiven dayamış, alkolü ve bohem yaşantıyı çok seven oğlu son bir yıla kadar yarım yamalak da olsa babasıyla ilgilenir,onun ihtiyaçlarını yerine getiriyormuş.Lakin babası ileri derecede şeker hastası olup gözleri pek görmediği için  temel ihtiyaçlarını yapacak durumda  değildir.Sık sık iş değiştiren ve düzensiz bir hayatı olan oğlu, işe gitmek için sabah erkenden evden çıkıyor,akşam geç saatlerde eve döndüğünden  babası o evde yokken birçok kez kaza geçiriyor.Evinin yakınında bir araba çarpıp beyin travması geçiriyor.Evin içinde de defalarca düşüp kaşı gözü yaralanıyorAbilerini sürekli takip edip yakından ilgilenen kardeşler  son zamanlarda babasıyla hiç ilgilenmeyen yeğenlerini defalarca uyarmalarına rağmen durumda bir değişiklik olmayınca başka bir çare düşünürler.Oğlunun onayını alarak onu bir huzurevine yerleştirmeyi planlıyorlar.Babasıyla hiç ilgilenmeyen ama onun huzurevine yerleşeceğini duyan oğlu artık ne düşündüyse çeteci arkadaşlarıyla birlik olup size anlatacağım çok adice bir planı devreye sokuyorlar.Bu işin bu seviyeye gelmesinde biraz da abisinin katı, despot tutumu da etken oluyor.Yengesinin ani ölümü,abisinin  bu tavrından dolayı evden iyice soğuyan yeğeni, çareyi, çeteci arkadaşlarına sığınıp onların arasında  alkolün yanında uyuşturucuya da alışır.Son işinden kovulduktan sonra alkol ve uyuşturucu parası bulmak için babasına baskı yapmaya başlıyor.Babasının kardeşleriyle iletişim kurmasın diye de onun  telefon kartına el koyar.Bağımlı hale geldiği alkol ve uyuşturucu parası bulmak için  babasının parasını çaldığı yetmezmiş gibi onu telefonun başına oturtup tanıdığı tanımadığı herkesten para istemesi için zor koşuyor.

   Çoğa varmaz abisinin de iyi tanıdığı oğlunun “Kanka”dediği çeteci arkadaşı yanında birkaç kişiyle birlikte eve gelirler.”Oğlun senet karşılığı tefeciden para aldı.Ben de kefil oldum.Oğlun senedi zamanında ödemediği için kefil ben olduğumdan tefeci benim işyerime çöktü.Malım mülküm ziyan, biz ailece perişan olduk.Yakında tefeciler buraya da gelir.Biz de seni onlardan korumak için bir müddet yanında kalacağız amca,”diyerek abisinin evine postu sererler.Oğlunun  bir süre önce  tefeciden bir miktar para alıp açık senede imza  attığı doğrudur.Fakat senet zamanında ödenmediğinden o alemin raconu gereği buna yüklü miktarda para cezası keserler.Kestikleri ceza aldığı paranın katbekat mislidir ve mutlaka tahsil edilecektir.Bunlar da güya arkadaşın abisini tefeci mafyadan korumak amacıyla girdikleri evde  malına mülküne çökmek için kurdukları sinsice planı uygulamaya başlarlar.Abisinin babadan kalma birkaç parça hisseli tarla, arsa ve üzerine tapusu olan evinin olduğunu gayet iyi  bilen çete üyeleri abisine baskı yapmaya başlayınca,o da oğluna velaket verip köydeki  tek tapulu verimli bir tarlayı yok pahasına satmasına izin vermek zorunda kalır.Tarlayı satan oğlu tefecilerin kestiği yüklü miktardaki senet borcunu her nedense ödemiyor.Evde adeta karakol kuran çete üyeleri bunu öğrenince abisine  baskı ve şiddetin dozunu artırarak  evi satmasına ikna etmek için ona yapmadıkları işkence kalmıyor.Abisinin can haykırışlarını duyan vicdan sahibi bir komşusu daha fazla dayanamayıp polisi arar.Polis ekibi gelip  eve operasyon yaparak  abisini son anda ölümden kurtarır.Ekip,bunların hepsini karakola götürüp ifadelerini alır.Abisi olanı biteni polisi anlatır ama korkudan bunlardan şikayetçi olamaz.Çünkü hayatta tek güvendiği oğlu çetecilerle ortak hareket ettiğinden ve konu komşu,yakın akrabalar da çetecilerden korktuğu için çevresinde ona arka çıkacak,yardım elini uzatacak birileri yoktur.Hiç kimse bu pis ve çok tehlikeli işe bulaşmak istemez. Bu olaydan dolayı abisi kendisine işkence yapanlardan şikayetçi olmasa bile işlenen suç kamu davasına girdiği için  şahıslar mahkemeye çıkarılır.Hakim ona işkence yapan bir kişiyi  tutuklarken  diğerlerini  serbest bırakır.Serseri oğlunun serserilikleri yüzünden  başına gelmedik kalmayan zavallı adam, yaşadığı korku şoku ve üzüntüden adeta yıkılır,yaşama ümidini kaybeder.Uyuşturucu batağına saplanmış vicdansız,merhametsiz  oğlu ise sattığı tarladan aldığı paranın bir kısmıyla küçük küçük borçları kapattıktan sonra geri kalan yüklü miktardaki parayı kısa sürede iç eder.Paralar suyunu çektikten  sonra bu kez  evi sattırmak için mahalledeki tanıdıklarını devreye sokar.

   Olanlardan kısa bir süre sonra haberi olan arkadaşım abisini o cendereden kurtarmak için harekete geçer.Ailenin ileri gelenlerinden bir kişiyle birlikte abisinin İstanbul’daki evine giderler.Penceresi açık evde onu çekyatın üzerinde yaşamdan kopmuş,adeta iskelete dönmüş yarı baygın bir halde bulurlar.Abisi yaşadığı şokun hala tesirinde olduğundan ve gözleri de iyi görmediğinden ilk önce bunları tanıyamaz.Evin kapısını açarken ürkerek,”Kimsiniz?”diye sorar.Bunlar kendilerini tanıtınca bu kez gözleri dolarak  ağlamaya başlar.Takati tükenmiş,konuşmaya mecali kalmamış bir halde  oturduğu kanepeden doğrularak onlara niye geldiklerini sorar.Bunlar da seni alıp götürmeye geldik deyince,o bitkin haline rağmen:

  “Bunlar çok tehlikeli insanlar,Beni götürmeyi bırakın,Hemen buradan çıkın kaçın.Yoksa bunlar sizi de bulur,rahat bırakmazlar.Başınız belaya girer.Kaçın kurtulun!”diyor.Arkadaşım:

 “Bedeli ne olursa olsun seni bu ölüm kampında bırakmayız.”deyip çete üyelerinin evi her an basma tehlikesi altında kısa bir sürede abisini giydirip gerekli eşyalarını aldıktan sonra  jet hızıyla evi terk ederler.Onu hemen bir hastaneye yatırırlar.Yaşadığı şoku üzerinden atamayan zavallı adam günlerce kendine gelemez.Alacaklarını tahsil etmek için peşlerine düşen tefecinin parasını ödemek için de araya aracıları koyarak abisinin yıllarca çalışıp dişinden tırnağından arttırdığı parayla aldığı evini eşyasıyla birlikte yok pahasına satmak zorunda kalırlar.Arkadaşım parayı denkleştirip yeğeninin imzaladığı açık senedi tefeciden alıncaya  kadar akla karayı seçer.Bu zor günlerde  ona İstanbul’da iş güç sahibi olan yakın dostları arka çıkıp, onunla  dayanışma göstererek bu büyük belayı ancak onlar sayesinde atlatır.Ve böylece hem kendini hem de abisini bu cendereden kurtarır.Önce eşinden, sonra da hayırsız oğlu yüzünden evinden barkından olan abilerine sahip çıkan kardeşler,onu devletin şefkatli kollarına  teslim edinceye kadar büyük bir dayanışma göstererek ellerinden geleni yaparlar.Abisi, şimdilerde devletin güvencesi ve koruması altında, kalan ömrünü bir huzurevinde huzur içinde geçirmektedir.

   Değerli okuyucu,hayatımızda karşılaştığımız büyük zorlularla baş etmek için bazen tek başına gücümüz yetmeyebilir.İşte o zaman birilerinin yardımına,dayanışmasına gereksinme duyarız.Bunun için ilk önce kendimiz olanaklarımız dahilinde başkalarına yardım elimizi uzatmalıyız ki sıkıştığımızda onlar da bize yardım etsinler.Son söz olarak “Dayanışma Yaşatır!”diyoruz.Kalın sağlıcakla.